Ana SayfaYazarlarSerkan SoyalanMeydanların Hafızası

Meydanların Hafızası

Meydanlar, şehirlerin yalnızca boş alanları değildir. Onlar, bir kentin hafızasının attığı kalplerdir. İnsanların buluştuğu, sevincini paylaştığı, acısını birlikte yaşadığı, geçmişini geleceğe taşıdığı ortak yaşam alanlarıdır. Çünkü bir kentin gerçek ruhu, en çok meydanlarında hissedilir. Lefkoşa'nın kalbinde, İplik Pazarı'nda artık bir isim var. Bir ezgi var... Bir hatıra var... Ve o isim, Kıbrıs Türk müziğinin unutulmaz seslerinden, Sıla-4 grubunun kurucularından Erdinç Gündüz...

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Meydanlar, şehirlerin yalnızca boş alanları değildir.

Onlar, bir kentin hafızasının attığı kalplerdir.

İnsanların buluştuğu, sevincini paylaştığı, acısını birlikte yaşadığı, geçmişini geleceğe taşıdığı ortak yaşam alanlarıdır. Çünkü bir kentin gerçek ruhu, en çok meydanlarında hissedilir.

Lefkoşa’nın kalbinde, İplik Pazarı’nda artık bir isim var.

Bir ezgi var…

Bir hatıra var…

Ve o isim, Kıbrıs Türk müziğinin unutulmaz seslerinden, Sıla-4 grubunun kurucularından Erdinç Gündüz…

Geçtiğimiz günlerde bu meydana Erdinç Gündüz’ün adının verilmesi ve ardından yüzlerce insanın katıldığı anma konseri, yalnızca bir sanatçının anısını yaşatmak değildi. Aynı zamanda kent kültürüne, ortak belleğe ve kamusal yaşama yapılmış çok kıymetli bir katkıydı.

***

Dünyanın bütün büyük kentlerine bakın…

Paris’in meydanlarını düşünün.

Roma’nın taş avlularını…

Madrid’in buluşma noktalarını…

İstanbul’un Taksim’ini…

Hepsinin ortak bir özelliği vardır.

Oralar yaşamın kendisidir…

Mitingler orada yapılır.

Konserler orada verilir.

Çünkü meydan demek “demokrasi” demektir.

Meydan demek “kültür” demektir.

Meydan demek “hafıza” demektir.

***

Kıbrıs’ın da böyle meydanları vardır.

Her biri kendi hikâyesini anlatır.

Gazimağusa’daki Namık Kemal Meydanı, yalnızca tarihi surların önünde uzanan güzel bir alan değildir.

Orası, şairin nefesini hâlâ hissettiren bir kültür mekânıdır.

Yerli yabancı binlerce insanın fotoğraf çektiği, festivallerin düzenlendiği, konserlerin yankılandığı yaşayan bir tarihtir.

Oraya giden herkes biraz edebiyatla, biraz tarihle, biraz da Kıbrıs’ın ruhuyla karşılaşır.

Girne’nin Ramadan Cemil Meydanı ise başka bir hikâye anlatır.

Limanın hemen yanı başında…

Denizin kokusunu içine çeken…

Akşam yürüyüşlerinin vazgeçilmezi…

Turistlerin ilk uğrak noktalarından biri…

Kentin sosyal hayatını ayakta tutan en önemli kamusal alanlardan biridir.

Çocuklar oynar.

Gençler sohbet eder.

Şehir, orada nefes alır.

 

Ve elbette Lefkoşa’nın Sarayönü Meydanı…

Belki de Kıbrıs’ın güçlü hafızasını taşıyan yerlerden biri…

Siyasi tarihimizin önemli konuşmaları…

Toplumsal mücadeleler…

Kutlamalar…

Anmalar…

Yüzlerce önemli ana tanıklık etmiş bir meydan…

Bugün oradan geçen herkes, farkında olsa da olmasa da onlarca yılın izlerinin üzerinde yürür.

Şimdi bu büyük hafızaya bir halka daha eklendi.

İplik Pazarı’ndaki Erdinç Gündüz Meydanı…

Bu isim, Kıbrıs Türk müziğinin en güçlü seslerinden birine duyulan vefanın adıdır.

Sıla-4 yalnızca bir müzik grubu değildi.

Onlar, bu toplumun sevdasını, özlemini, memleket kokusunu şarkılara dönüştüren insanlardı.

Nice genç onların şarkılarıyla büyüdü.

Nice insan ayrılığı, umudu, sevgiyi onların ezgileriyle yaşadı.

Bugün Erdinç Gündüz’ün adının bir meydanda yaşayacak olması, aslında müziğin de ölümsüz olduğunun ilanıdır.

Ve ardından düzenlenen büyük anma konseri…

İşte meydanların neden gerekli olduğunu yeniden hatırlattı bize.

Bugün Lefkoşa önemli bir adım attı.

Bir sanatçısını unutmadığını gösterdi.

Aslında bu davranış, yalnızca Erdinç Gündüz’e gösterilen bir saygı değildir.

Bu, sanata gösterilen saygıdır.

Kültüre gösterilen saygıdır.

Toplumsal belleğe gösterilen saygıdır.

Ve keşke bunun devamı gelse…

Kıbrıs’a iz bırakmış edebiyatçılarımızın…

Şairlerimizin…

Ressamlarımızın…

Tiyatrocularımızın…

Bilim insanlarımızın…

Sporcularımızın…

Bu topraklara emek vermiş nice ismin adı da meydanlarda, parklarda, sokaklarda yaşamaya devam etse…

Çünkü gelecek kuşaklar, yalnızca kitaplardan öğrenmez.

Bazen yürüdükleri bir sokağın tabelasından öğrenir.

Bazen oturdukları bir meydanın isminden.

Bazen bir konser afişinden.

Çünkü şehirleri şehir yapan binalar değildir.

Onlara ruh veren; meydanlarında yankılanan sesler, isimler ve hatıralardır.

 

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar