Ana SayfaYazarlarSultan IşıkDombaylı’dan İncir Kokulu Tatlı Şeyler

Dombaylı’dan İncir Kokulu Tatlı Şeyler

Bu yazıyı kaleme alırken şehrin gürültüsünü susturup sizlere Dombaylı’dan güzel şeyler anlatmak niyetindeyim. Hani öyle tatlı bir yazı olsun ki okurken dudaklarınız tebessüm etsin. Bir sıcaklık olsun içinizde. Saçma da bulsanız ama hoş olsun. Haydi bakalım, Dombaylı’da neler var...

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Bu yazıyı kaleme alırken şehrin gürültüsünü susturup sizlere Dombaylı’dan güzel şeyler anlatmak niyetindeyim. Hani öyle tatlı bir yazı olsun ki okurken dudaklarınız tebessüm etsin. Bir sıcaklık olsun içinizde. Saçma da bulsanız ama hoş olsun. Haydi bakalım, Dombaylı’da neler var…

Burada sabahları incir ağacından incir kopartarak güne başlıyorum. Sabah kahvaltısı benim incirlerim. Bakın dikkat ederseniz “incirlerim” diyorum. Harika güzel incirlerim… Evet, çok severim inciri; lakin insanın kendi baktığı ağaçtaki inciri yemesi —canı istedi de marketten aldı diye değil de onun dalında olgunlaşmasını beklemesi— bir başka şey.

Burada güzel olan; yediğin her şey ile bağ kuruyorsun. Bildiğiniz üzere bağ kurmak her şeyi evcil yapar (Küçük Prens’i hatırlayalım). Dolayısıyla yediğimiz her şey evcil. Burada insanın kendisi de evcilleşerek şehrin o bağsız, o soğuk dokusundan uzaklaşıyor.

İnciri Umursamamak, Komşuyu Görmemek…

Pazardan ya da marketten alınan incir, senin sadece o anki “incir yeme arzunu” gidermek için kullanıp attığın bir nesnedir. İşini görür ve biter. Oysa benim ağacımın inciri sadece bir nesne değil; o benim. Ben onun kışın yaprak döküşünü izledim, dökülen yapraklarını süpürdüm. Baharda yeni açan yapraklarını selamladım. Meyvelerinin ermesini gün gün bekledim; hatta gidip gelip başucunda sabırsızlandım.

Tüm bunlar olurken ben o incirle bir bağ kurdum, onu sevdim. O yüzden ben o ağacın da meyvenin de iyiliği için güzel niyetlerde bulunurum.
İşte tam bu noktada durup şehre bakalım: Bir inciri umursamamak ile yanındaki komşuyu görmemek aynı şeydir…

Şehirde, yüksek binalarda diğer insanlarla kucak kucağa oturup da haklarında hiçbir şey bilmemeyi buradaki akla, doğaya anlatamazsın. Yan bina değil; oturduğun duvarın hemen arkası başka bir aile… Lakin kim onlar? Neredeyse aldıkları nefesi duyacaksın ama nasıl olduklarını merak etmezsin. Başlarına ne geldiğini de… İnsan bağ kurmadığı birini “nesneleştirir”; nesneleştirdiği için de onun hakkında ne iyi bir şey diler ne de kötü.

Oysa insan bağ kurduğunda kalbi harekete geçer. Ancak bağ kurduğun zaman bir başkası için güzel niyetlerde bulunabilirsin ve güzellik tam olarak böyle yayılır dünyaya. Mesela ben yan komşumun çocukları için güzel niyetlerde bulundum bu sabah. Doğum yapacak gencecik bir kızı var; onu her gördüğümde kalbimden “İnşallah sağlıklı, kolay bir doğum olur” diye geçiriyorum. Bunlar insanın içindeki o güven alanını açan, ruhu iyileştiren mucizevi enerjilerdir.

Aynı Evin İçindeki Yabancılar

Gelin, meseleyi biraz daha derinleştirelim. Komşuyu geçtim; aynı evin içinde yaşadığınız bireylerin birbirini hiç görmediğini, fark etmediğini, umursamadığını hayal edin… Birbirinin neşesinden habersiz, acısına teğet geçen, aynı çatının altında birer “nesne” gibi yaşayan insanlar… Siz kendiniz öyle bir evde kalmak, öyle bir hayatın parçası olmak ister miydiniz?

Şehir hayatı bize bunu yapıyor işte; farkında olmadan bizi aynı evin içinde bile birbirine değmeyen birer yabancıya dönüştürüyor.
Oysa hayat, pazardan alelacele alınıp poşette unutulan bir meyve değil; dalında olgunlaşmasını sabırla beklediğin, her aşamasına emek verdiğin o incirin tadındadır.

Siz en son ne zaman tükettiğiniz bir şeyle, kapı komşunuzla ya da aynı evde yaşadığınız sevdiklerinizle Küçük Prens gibi durup içten bir bağ kurdunuz?

Bugün benden size Dombaylı usulü küçük bir tavsiye: Şehrin o bağsız gürültüsünü biraz susturun. Ve önünüze çıkan ilk canlıyla, o daldaki incirle ya da duvarınızın arkasındaki komşunuzla kalpten bir bağ kurmayı deneyin. Göreceksiniz, dünya bir anda daha güvenli, daha sıcak ve çok daha “evcil” bir yer hâline gelecek.

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar