Serkan Soyalan
Eğitim sorunlarla açılacak
Okullar açılıyor… Ve her yıl olduğu gibi yine eksikliklerle ve düzensizlikle açılıyor…
Konu okulların eksikliklerle açılıyor olması değil; konu planlama, kamu yönetimi, çocukların güvenliği ve hükümetin siyasi sorumluluğu meselesi.
2026-2027 eğitim yılında yaklaşık 59 bin öğrenci ve 6 bin 500 öğretmen, 196 okulda ders başı yapacak.
İlköğretimde dersler 14 Eylül’de başlayacak. Buna karşın KTÖS, öğretmenlerin 7 Eylül’de görev başı yaptığı sırada bazı okullarda inşaat ve tadilatların hâlâ sürdüğünü, yani okulların eğitim yılına hazırlıksız yakalandığını söylüyor.
Daha da önemlisi, öğrenci taşımacılığında da kriz var.
KAR-İŞ Başkanı Fuat Topaloğlu; ödeme, protokol, fiyat düzenlemeleri, öğrenci sayıları ve güzergâhlarla ilgili belirsizliklerin sürdüğünü ve hükümet gerekli adımları atmazsa öğrenci taşımacılığının başlamayacağını açıkladı.
Bakan Çavuşoğlu’nun ise 8 Eylül’deki toplantı sonrasında “taşımacılıkta güvenlikten asla taviz verilmeyecek” açıklaması var.
Tam da burada şunu sormak istiyorum: Güvenlikten taviz verilmeyecekse, neden eğitim yılına bir hafta kala hâlâ temel taşımacılık koşulları netleşmemiş durumda?
“Okulların açılacağı tarih aylar öncesinden belliyken, bu işler neden yaz tatilinde bitirilmedi?”
***
Başa dönecek olursak, büyük bir eğitim ordusu, yeni bir eğitim yılına hazırlanıyor.
Ama ortada çok basit bir soru var, okullar hazır mı?
Çünkü eğitim yılına birkaç gün kala öğretmen sendikalarından gelen açıklamalar ve görüntüler, bazı okullarda inşaat ve tadilat çalışmalarının hâlâ sürdüğünü gösteriyor.
KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş’in söylediği gibi, öğretmenler 7 Eylül’de görev başı yapıp sınıflarını ve eğitim çalışmalarını hazırlarken bazı okullarda hâlâ şantiye görüntüsü yaşanıyor.
Ders yılı başlangıcı da okul açılış tarihi de sürpriz değil.
Eğitim takvimi dün açıklanmadı.
Okulların 14-15 Eylül’de açılacağı aylar öncesinden belliydi.
O halde bu tablo neden yaşanıyor?
Tadilatın, bakımın, onarımın, temizliğin, güvenlik kontrollerinin ve diğer hazırlıkların neden son haftalara bırakıldığını sormak en doğal yurttaşlık hakkımızdır.
Üç aya yakın yaz tatili ne içindi?
Çocuklar tatildeydi.
Öğretmenler okulda değildi.
Sınıflar boştu.
Bu dönem, okulların yeni eğitim yılına hazırlanması için en uygun dönem değil miydi?
Eğer bugün hâlâ inşaat sürüyorsa, eğer öğretmenler şantiye koşullarında hazırlık yapmak zorunda kalıyorsa, burada yalnızca “işler yetişmedi” diyerek geçiştirilemeyecek bir yönetim problemi vardır.
Bu durumun siyasi sorumluluğu da vardır.
Ve o sorumluluğun ilk adresi Eğitim Bakanlığı’dır.
***
Çavuşoğlu şu soruları cevaplamalıdır:
Bu çalışmalar ne zaman planlandı?
İhaleler ne zaman yapıldı?
Neden zamanında başlanmadı?
Neden yaz tatilinin tamamı değerlendirilmedi?
Hangi okullarda çalışmalar hâlâ devam ediyor?
Bu okullar eğitim başladığında gerçekten güvenli ve sağlıklı olacak mı?
Çocuklarımız okula girdiğinde hâlâ bir şantiye ile karşılaşacak mı?
***
Bir başka büyük sorun ise öğrenci taşımacılığı.
Bir çocuk evinden çıkıp okula güvenli biçimde ulaşamıyorsa, bu iş tamam değildir.
Tam da eğitim yılının başlamasına sayılı günler kala KAR-İŞ Başkanı Fuat Topaloğlu’nun açıklamaları bu nedenle son derece önemli.
Ödeme, protokol, fiyat düzenlemeleri, öğrenci sayıları ve güzergâhlarla ilgili belirsizliklerin sürdüğü ifade ediliyor.
Hatta hükümet gerekli adımları atmazsa öğrenci taşımacılığının başlamayacağı söyleniyor. Bu sorunlar da neden son haftaya kaldı?
Öğrencilerin hangi güzergâhlardan taşınacağı, kaç aracın görev yapacağı, taşımacıların hangi koşullarda hizmet vereceği, ödemelerin nasıl yapılacağı, ücretlerin nasıl düzenleneceği neden eğitim yılının başlamasına birkaç gün kala hâlâ tartışılıyor?
Çocuklarımızın okula ulaşımı da mı sürprizdi?
***
Çavuşoğlu çıkıp “taşımacılıkta güvenlikten asla taviz verilmeyecek” diyor.
Elbette verilmemeli!
Güvenlik aynı zamanda planlamadır.
Güvenlik, zamanında hazırlıktır.
Güvenlik, denetimdir.
Güvenlik, liyakattir.
Güvenlik, sorumluluğu son güne bırakmamaktır.
***
Burada mesele yalnızca Nazım Çavuşoğlu da değildir.
Eğitim Bakanı elbette doğrudan sorumludur.
Ama hükümetin başında da Başbakan Ünal Üstel var.
Dolayısıyla eğitimdeki kronikleşen sorunları yalnızca bir bakanlığın meselesi gibi göremeyiz.
Hükümetin tamamı sorumludur.
Bütün bunların üzerinde ise siyasi irade gerekir.
***
Başbakan Üstel’e de buradan açıkça sormak gerekiyor; Eğitim hükümetiniz için gerçekten öncelik midir?
Eğer öncelikse neden her eğitim yılı öncesinde aynı tartışmaları yaşıyoruz?
Neden okullar açılmadan günler önce bu soruları soruyoruz?
Neden sendikalar, veliler ve taşımacılar hükümetin hazırlıklarını tamamlamasını bekliyor?
Ve neden devlet, çocukların okula güvenli, sağlıklı ve çağdaş koşullarda başlamasını son dakika telaşına bırakıyor?
***
Başbakanlık makamındaki Üstel, zaman zaman eğitime yapılan yatırımlardan, yeni okullardan ve yeni dersliklerden söz ediyor. İş insanlarının katkılarıyla yapılan okullardan ve dersliklerden bahsediyorum…
Ama var olan okulu ayakta tutmak da eğitim yatırımıdır.
Bir okulun çatısını onarmak da eğitim yatırımıdır.
Tuvaletini kullanılabilir hale getirmek de eğitim yatırımıdır.
Elektrik altyapısını güvenli hale getirmek de eğitim yatırımıdır.
Kalabalık sınıfları azaltmak da eğitim yatırımıdır.
Rehber öğretmen eksikliğini gidermek de eğitim yatırımıdır.
Çocuğun okula güvenli ulaşmasını sağlamak da eğitim yatırımıdır.
Öğretmenin sağlıklı koşullarda çalışmasını sağlamak da eğitim yatırımıdır.
Ama bizde durum hiç de iç açıcı değil…










