Temmuz 2025’te yürürlüğe giren yasa gücünde kararnameyle, KKTC ile iş gücü anlaşması bulunmayan ülkelerden gelen yabancı çalışanların asgari ücretinden barınma için %20, beslenme için %20 olmak üzere toplamda %40’a kadar kesinti yapılabilmesinin önü açıldı. Bu kesintiler yalnızca “ayni olarak” yani işveren tarafından gerçekten konaklama ve yemek hizmeti sağlanması halinde uygulanabilecek.
Bu bir algı operasyonudur. KKTC uyrukluların, emeğinin gerçek karşılığını talep etmek yerine kendilerini yabancı uyruklularla kıyaslayarak “daha fazla kazandıkları” hissine kapılmaları isteniyor. Sınıf bilinci yerine yapay bir üstünlük duygusu pompalanıyor. Bu emek ırkçılığıdır. Bu hırsızlıktır. Üstelik gözümüzün önünde, gururla yapılıyor. Emeğin karşılığını vermek yerine, başkalarından çalıyorlar. Ayıptır.
Kimi ülkelerde emek sınıfa göre bölünür; bizde artık uyruk esas alınarak parçalanıyor. “Ücret adaleti” gerekçesiyle savunulan bu düzenleme, aslında emeği işe başlamadan önce kategorize ediyor. Hukuken eşit sayılan tüm çalışanlar, artık maaş bordrosunda ayrıştırılıyor. Bu bir ücret politikası değil, yapısal bir sömürü planıdır.
1975 tarihli Asgari Ücretler Yasası, ülkede çalışan tüm emekçilere eşit asgari ücret güvencesi sağlar. KKTC Anayasası’nın 54. maddesi sosyal güvenliği, 55. maddesi ise adil ücret hakkını garanti altına alır. Bu düzenleme, İş Yasası’na, eşitlik ilkesine, hatta Anayasa’ya açıkça aykırıdır. Dahası, KKTC tarafından 2005 yılında kabul edilen Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri—özellikle 100 No’lu “Eşit Ücret” ve 111 No’lu “Ayrımcılık” sözleşmeleri—doğrudan ihlal edilmektedir.
Düzenlemenin uygulanması işverenin “gerçekten yemek ve konaklama sağlamasına” bağlanmıştır. Ancak bu tür ayni desteklerin verilip verilmediğini denetleyecek bir sistem yoktur. Bu, maaşın %40’ının keyfi biçimde kesilebilmesi anlamına gelir. Zaten en güvencesiz, kayıtsız, denetimsiz koşullarda çalışan yabancı işçiler şimdi daha da savunmasız hâle getirilmiştir.
İşin dramatik yanı şudur: Bu karar yalnızca yabancı işçileri değil, KKTC yurttaşlarını da doğrudan vuracaktır. Çünkü daha ucuza çalıştırılabilecek işçi bulunduğunda, hiçbir patron daha fazlasını ödemeyi tercih etmez. KKTC yurttaşları ya işsiz kalacak ya da ücret pazarlığında geriye düşecektir. “Vatandaş bu işleri yapmak istemiyor” iddiası ise tamamen gerçek dışıdır. Bugün dahi Güney Kıbrıs’ta inşaattan temizlik sektörüne kadar birçok alanda çalışan KKTC yurttaşı bulunmaktadır. Sorun işin niteliğinde değil, emeğe verilen değerdedir.
Bu düzenleme, küçük esnaf için de yıkıcıdır. 3–5 çalışanı olan bir işletmenin barınma veya yemekhane sağlama imkânı yoktur. Ancak büyük ölçekli oteller, inşaat firmaları veya holdingler bu desteği daha kolay sağlayabilir. Bu da piyasayı küçükten büyüğe doğru iterek sermaye tekelleşmesini hızlandıracaktır. Üstelik işçilerin yemek ve barınma ihtiyaçlarını dışarıdan karşılamaması, yerel esnafı—bakkal, restoran, pansiyon gibi işletmeleri—doğrudan etkileyecek ve ekonomik çöküşü hızlandıracaktır.
Zaten parçalı olan emek piyasasına şimdi bir de “vatandaş–yabancı” ayrımı eklenmiştir. Göç yasası öncesi–sonrası, kamu–özel, taşeron–kadrolu gibi ayrımlar yetmezmiş gibi şimdi de aynı işyerinde çalışan insanlar, uyruklarına göre farklı ücret rejimlerine tabi tutulmaktadır. Bu yalnızca ekonomik değil, sosyal bütünlüğü de tehdit eden tehlikeli bir ayrıştırmadır.
Ve altı çizilmelidir: Bu düzenleme, kamuoyunda tartışılan sektörel asgari ücret uygulaması değildir. O henüz yürürlüğe girmemiştir. Ancak geldiğinde, bu ayrıma bir de sektör bazlı düşük ücret tarifeleri eklenecek ve durum daha da içinden çıkılmaz hâle gelecektir.
Toplumun vicdanı ve hukuku bu düzenlemeyi birlikte reddetmelidir. Çünkü bu yalnızca yasaya değil, adalete, insan onuruna ve toplumsal barışa da aykırıdır.
—
Kaynakça:
- KKTC Asgari Ücretler Yasası (3/1975)
- KKTC Anayasası (1985), Madde 54: Sosyal Güvenlik Hakkı; Madde 55: Adil Ücret Hakkı
- KKTC İş Yasası (22/1992), Madde 7 ve 27: Eşitlik ve Asgari Ücret İlkeleri
- ILO 100 Sayılı Sözleşme – Eşit Ücret (1951)
- ILO 111 Sayılı Sözleşme – Ayrımcılık (İstihdam ve Meslek) (1958)
- 2025 Temmuz tarihli Yasa Gücünde Kararname (Resmî Gazete yayını)
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı açıklamaları, Temmuz 2025
- Avrupa Komisyonu Yeşil Hat Raporları (2004–2024)
- PEO (Pancyprian Federation of Labour) sendikası açıklamaları
- Cyprus Mail, “Turkish Cypriots in the South’s Labour Force”, 12 Haziran 2023
- Yenidüzen, “Güneyde Çalışan Türkler Mağdur”, 15 Temmuz 2021
- Lokmacı Kapısı geçiş verileri, KKTC İstatistik Kurumu (2020–2024)
—
Yasal Bilgilendirme Notu:
Bu yazı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası’nın 24. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında kaleme alınmıştır. Eleştiriler, kamusal nitelikteki uygulamalar ve resmi düzenlemeler temelinde yapılmış olup, hiçbir kişi veya kurumu hedef alarak suç isnadında bulunmamaktadır. Yazının amacı, anayasal ilkeler, emek hakkı ve toplumsal eşitlik çerçevesinde kamuoyunu bilgilendirmektir.
Yazar: Elif Evrensel
Cyprus Haber ve Cyprus News Genel Yayın Yönetmeni. Yazılarında yurttaşlık, siyaset dili, emek hakkı ve toplumsal eşitlik konularını ele alır.










