Ana SayfaYazarlarElif EvrenselAsgari Ücretlinin Sabrını Ücretle Ölçmeyin!

Asgari Ücretlinin Sabrını Ücretle Ölçmeyin!

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Kuzey Kıbrıs’ta asgari ücretin belirlenme süreci, halkın gözünde çoktan bir tiyatroya dönüşmüş durumda. Perde her yıl aynı şekilde açılıyor: Hükümet tarafı “dengeleri gözetiyoruz” diyor, işveren temsilcisi “maliyetlerimiz arttı” bahanesine sığınıyor, işçi tarafı masayı terk ediyor ve sonunda olan yine emekçiye oluyor. Oysa bu ülkede sabır artık yasal ödeme birimi olmuşken, gerçek zamlar raflarda, pompada, kiranın satırında belirleniyor.

 

Ama bu hikâyede asıl kırılma noktası, hükümetin halkla kurduğu ilişkinin niteliğinde yatıyor. Her yıl zam oranları açıklanıyor ama bu oranların gerçekle bir ilgisi yok. 2025 Temmuz ayı için hükümetin ilan ettiği hayat pahalılığı oranı %17,79. Oysa resmi TÜK verilerine göre gıda, barınma ve ulaşım kalemlerindeki artış yüzde 40’ları çoktan geçti. Hükümet, halkın hissettiği enflasyonu değil, kendine uygun olanı referans alıyor. Bu manipülasyon, sadece bir veri oyunu değil; doğrudan doğruya sınıfsal bir tercihtir.

 

Bağımsızlık Yolu uzun süredir asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesini savunuyor. Bu öneri bir lütuf değil, anayasal eşitlik ilkesinin ve sosyal devlet anlayışının doğal sonucu. Ancak hükümet bu öneriyi, teklifin kimden geldiğine bakarak reddediyor. Halkçı söylemlerle iktidara gelenler, işçinin hakkını dile getiren partileri hasım ilan ediyor. Bu tutum, siyasi körlükle açıklanamaz. Bu, işçiyi değil, patronu koruyan bir bilinç halidir.

 

Hükümetin uygulamaları yalnızca emekçiyi değil, kamu ekonomisini de uçuruma sürüklüyor. Maliye’nin geldiği nokta ortada: Özdemir Berova’nın yönetiminde Hazine neredeyse iflas etmiş durumda. Kaynaklar halka değil, protokol kalemlerine, yandaş harcamalara, vergi aflarına aktarılıyor. Ama aynı hükümet, çıkıp da “asgari ücreti arttıramayız, bütçe kaldırmaz” diyebiliyor.

 

Peki halkın vergisi nereye gidiyor?

 

Halk, vergisini son kuruşuna kadar ödüyor. Her bir maaş bordrosunda kesilen gelir vergisi, markette ödenen KDV, su ve elektrik faturalarında tüketimi aşan vergiler, katkı payları… Halk, üzerine düşeni eksiksiz yerine getiriyor. Ama devlet, yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Ne barınma hakkı garanti altında, ne sağlık sistemi işliyor, ne de ücret adaleti sağlanıyor. Kamu kaynaklarıyla ayakta duran hükümet, kamu yararını değil, sermaye çıkarını gözetiyor.

 

Asgari ücret doğrudan özel sektör işvereni tarafından ödeniyor olabilir. Ancak devlet, bu ücretin belirleyicisi konumundadır. Dahası, SGK prim destekleri, taşeron işçilerin maaşları, teşvik paketleri ve kamu ihaleleri yoluyla bu ücret düzeyinin dolaylı maliyetini paylaşır. Bu nedenle hükümetin, “bütçe kaldırmaz” bahanesi, sadece özel sektörle ilgili değil, kendi tercihlerine dair bir itiraftır.

 

Bu noktada yeniden Bağımsızlık Yolu’nun bir başka önerisi gündeme getirilmeli: Servet Vergisi. Yıllardır bu topraklarda rantla, inşaatla, arsa spekülasyonuyla milyonlar kazanan bir azınlık var. Bu azınlıktan alınacak makul bir servet vergisiyle hem kamu bütçesi rahatlatılabilir, hem de asgari ücretliye insanca yaşam sağlayacak kaynak yaratılabilir. Ancak hükümet bu öneriyi de görmezden geliyor. Çünkü çıkar ilişkileri, halkın refahından daha kıymetli hale gelmiş.

 

Peki ya sendikalar? Bazıları zaman zaman açıklamalar yapsa da, özel sektör emekçisinin sorununu merkezine alan sürekli ve kararlı bir mücadele sergilenmiyor. Kamu çalışanlarının sendikaları, kamu maaşlarına zam geldiğinde ses yükseltirken; asgari ücretlinin sesi genellikle yalnızca işçi örgütlerine kalıyor. Oysa gerçek dayanışma, sadece kamu maaşlarına zam gelince değil; en diptekiyle, en güvencesiziyle birlikte mücadele edince mümkündür. İşçinin yalnızlığı sadece devletten değil, örgütsüz toplumdan da kaynaklanıyor.

 

Şimdi bu yazıyı okuyan halka açıkça söylemek gerekiyor:

 

Eğer sustukça zamlar size değil, faturalara yapılıyorsa, Eğer vergileri eksiksiz ödeyip karşılığında yoksullaşıyorsanız, Eğer çocuklarınızın geleceğini devlet değil, döviz kuru belirliyorsa, bu düzen size hizmet etmiyor. Bu düzen sizi yönetmiyor, sizden kaçıyor.

 

Asgari ücret yalnızca bir rakam değil. O rakam, bu ülkenin hangi sınıfı yaşatıp, hangisini görmezden geldiğini açıkça gösteriyor. Bugün uyanmazsak, yarın işsizliğe değil, onursuzluğa uyanırız.

 

Ve biz bu kadarına razı değiliz!

 

Çünkü biz asgari yaşam değil, insanca yaşam istiyoruz!

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar