Ana SayfaYazarlarSerkan SoyalanKadıköy’ün Kalbinde Osmanağa Camii

Kadıköy’ün Kalbinde Osmanağa Camii

İstanbul’un ele avuca sığmaz semtlerinden biridir Kadıköy. Vapur iskelelerinden taşan insan seli, ezgilerin birbirine karıştığı sokaklar, sahaflar, barlar ve bitmek bilmeyen bir gençlik enerjisi...

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

İstanbul’un ele avuca sığmaz semtlerinden biridir Kadıköy.

Vapur iskelelerinden taşan insan seli, ezgilerin birbirine karıştığı sokaklar, sahaflar, barlar ve bitmek bilmeyen bir gençlik enerjisi…

Ancak bu baş döndürücü koşturmacanın tam ortasında, boğanın az ilerisinde, insanın ruhunu sakinleştiren, zamanı adeta yavaşlatan bir asırlık çınar yükselir.

İşte o çınarın gölgesinde, Kadıköy Çarşısı’nın kalbi sayılan yerde karşınıza çıkar Osmanağa Camii…

Geçtiğimiz haftalarda yolumu düşürdüm bu tarihi mabede.

Kapısından içeri adım attığınız an, dışarıdaki o kozmopolit ve gürültülü Kadıköy gidiyor; yerine asırlık bir sükunet, ahşap kokusu ve derin bir huzur geliyor.

Osmanağa Camii, sadece taştan ve tuğladan ibaret bir yapı değil; Kadıköy’ün hafıza kartı gibi.

Tarihi, ta 17. yüzyılın başlarına, Sultan I. Ahmed dönemine kadar uzanıyor.

Bâbüssaâde Ağası Osman Ağa’nın eliyle yükselen bu mabet, aslında semtin geçirdiği dönüşümlerin de en yakın şahidi.

İstanbul’un kaderi olan o büyük yangınlardan nasibini almış, yıkılmış, kül olmuş ama küllerinden her defasında yeniden doğmuş.

Bugün içinde nefeslendiğimiz o kagir yapı, 1878 yılındaki büyük Kadıköy yangınından sonra saray mimarlarının dokunuşuyla bugünkü halini almış.Onu İstanbul’un diğer anıtsal camilerinden ayıran en büyük özellik, gösterişten uzak, samimi mimarisidir.

Devasa, insanı küçülten kubbeler yerine; başınızı kaldırdığınızda sizi düz, sıcak bir ahşap tavan karşılar.

İçeriği aydınlatan kırk pencereden süzülen ışık, Kütahya çinilerine çarptığında caminin içi adeta bir denize dönüşür.

Ama bu caminin benim için en büyüleyici parçası avlusundaki o devasa çınar ağacı oldu.

Öğrendim ki, 1880 yılında dönemin cami imamı Mehmet Asım Efendi dikmiş bu çınarı.

Düşünsenize, bir buçuk asra yakın bir süredir orada duruyor.

Altında oturan binlerce insanı izlemiş, Kadıköy’ün denizinin kokusunu içine çekmiş, nice dualara ve fısıltılara ortak olmuş.

Yolunuz Kadıköy’e düşerse, çarşının o renkli karmaşasından birkaç dakikalığına da olsa sıyrılın ve bu asırlık sığınağın sesini dinleyin.

 

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar