Ana SayfaYazarlarElif Evrenselİletişim Kurulmayan İletişim Fakülteliler

İletişim Kurulmayan İletişim Fakülteliler

Kuzey Kıbrıs’ta iletişim fakültesi mezunları için tablo nettir: Kamu, bu alanı fiilen yok saymaktadır. İletişim fakültesi mezunları, ilgili kamu kadroları açılmadığı ve fakülte statüsü tanınmadığı için kamuda lise dengi kadrolarda çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Aynı kamu yapısı içinde, iletişim eğitimi almamış kişiler ise geçici, sözleşmeli ya da istisnai düzenlemelerle bakanlıkların basın ve iletişim birimlerinde görev alabilmektedir. Bu bir çelişki değil; bu bir sistem sorunudur.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Kuzey Kıbrıs’ta iletişim fakültesi mezunları için tablo nettir: Kamu, bu alanı fiilen yok saymaktadır. İletişim fakültesi mezunları, ilgili kamu kadroları açılmadığı ve fakülte statüsü tanınmadığı için kamuda lise dengi kadrolarda çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Aynı kamu yapısı içinde, iletişim eğitimi almamış kişiler ise geçici, sözleşmeli ya da istisnai düzenlemelerle bakanlıkların basın ve iletişim birimlerinde görev alabilmektedir. Bu bir çelişki değil; bu bir sistem sorunudur.

Sorun bireysel tercihlerden ya da tekil atamalardan ibaret değildir. Sorun, kamu personel rejiminin iletişim alanını meslek olarak tanımlamaması, mesleki standart üretmemesi ve buna bağlı olarak kurumsal kapasiteyi bilinçli şekilde zayıflatmasıdır. İletişim fakülteleri her yıl mezun verirken, kamu bu mezunlar için tanımlı, sürekliliği olan, yükselme imkânı içeren kadrolar açmamaktadır. Sonuçta eğitimli insan kaynağı sistem dışına itilmektedir.

En çarpıcı örneklerden biri BRT’dir. Yıllardır iletişim fakültesi mezunlarına özel, düzenli ve şeffaf bir münhal açılmamıştır. Buna karşın kurum içinde çok sayıda sözleşmeli personel çalışmaktadır. Bu personelin bireysel yeterlilikleri tartışma konusu değildir. Tartışma konusu olan, kurumsal politikanın kendisidir. Kadrolu istihdam yerine sözleşmeli istihdamın tercih edilmesi; meslek içi eğitim, kurumsal hafıza ve liyakat zincirini kırmaktadır.

Kadrolu personel yetişmediği için kıdem baremleri işlememekte, meslek içi yükselme mekanizmaları çalışmamakta, kurumsal süreklilik sağlanamamaktadır. Bugün basın ve iletişim birimlerinde görev alan birçok kişi, yarın sistem dışına çıktığında yerini alacak nitelikli bir kadro bulunmamaktadır. Bu durum, kamunun iletişim kapasitesini kalıcı biçimde zayıflatmaktadır.

Daha vahimi şudur: İletişim fakültesi mezunları, alanlarıyla doğrudan ilgili işlerde çalışamazken; lise mezunları ya da iletişim dışı fakültelerden mezun olanlar “geçici” statülerle bu alanlarda görevlendirilebilmektedir. Geçicilik ise kalıcı hale gelmiştir. Bu uygulama, hem eşitlik ilkesine hem de liyakat ilkesine açıkça aykırıdır.

Burada mesele yalnızca bir meslek grubunun mağduriyeti değildir. Mesele, kamunun kendisini nasıl yönettiğidir. Basın ve iletişim, devletin kamuoyuyla kurduğu en kritik temas alanıdır. Bu alanı mesleksizleştiren, kuralsızlaştıran ve geçici çözümlere mahkûm eden bir yapı; şeffaflığı, hesap verebilirliği ve kamusal güveni de zedeler.

Yapılması gereken açıktır. İletişim fakültesi mezunları için kamuda açık, tanımlı ve sürdürülebilir kadrolar oluşturulmalıdır. Basın ve iletişim birimleri, geçici görevlendirmelerle değil; mesleki yeterlilik, eğitim ve kıdem esasına göre yapılandırılmalıdır. Münhal politikaları, ihtiyaç analizine dayalı ve düzenli hale getirilmelidir. Aksi halde kamu, kendi iletişimini de kendi insan kaynağını da tüketmeye devam edecektir.

İletişim fakülteliler yıllardır konuşuyor. Sorun şu ki, onları duyan bir kamu yapısı yok. İletişim kurulmadığı sürece, bu sistemin ürettiği sessizlik hepimizin sorunu olmaya devam edecek.

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar