Ana SayfaYazarlarMücahit KayaBİR KAPI HİKAYESİ

BİR KAPI HİKAYESİ

*Amerika’nın Ünlü Avukatının Kaybettiği Tek Dava“ Hukuk tarihinde bazı davalar vardır ki, mahkeme salonundan çok insan psikolojisinin karanlık sayfalarımdan hayatın gerçeklerine sanki bir tokat gibi çarpar. İşte öyle bir davanın herkesin bildiği ama inanmak için vücut bulması ihtiyacı duyduğu o davanın hikayesi

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

*Amerika’nın Ünlü Avukatının Kaybettiği Tek Dava“

Hukuk tarihinde bazı davalar vardır ki, mahkeme salonundan çok insan psikolojisinin karanlık sayfalarımdan hayatın gerçeklerine sanki bir tokat gibi çarpar.
İşte öyle bir davanın herkesin bildiği ama inanmak için vücut bulması ihtiyacı duyduğu o davanın hikayesi

ABD’nin en popüler savunma avukatı zekâsı, ünlü müvekkilleri ve kazandığı sayısız dava ile adı efsaneleşmiş bir hukuk dâhisinin kariyerinin en çarpıcı yenilgisini aldığı süreç.
Dosyanın adı: Eyalet vs. Profesyonel Futbol Yıldızı.

Ama ortada bir eksik vardı
Ceset yoktu.

Duruşma salonu hınca hınç tıpkı Profesyonel futbol yıldızının final maçı gibi doluydu. Gazeteciler ön sıraları tutmuş, canlı yayın araçları dışarı kamp kurmuştur.
Sanık sandalyesinde, milyonlarca hayranı olan ünlü futbolcu oturuyordur. Omuzları geniş, yüzü buz kesmiş soluksuz çevresinde olup bitenleri donuk ifadeyle izliyordur.

Yanıbaşında, ülkenin en pahalı avukatlarından biri yerini almıştır.
Bu avukat, ünlüler dünyasında neredeyse dokunulmaz bir üne sahiptir. Kazandığı davalarla adı efsaneye dönüşmüş, keskin zekâsı ile suya resim çizen savunma sanatının Picasso’su olarak anılmaya başlamıştır.

Ve işte bugün, hayatının en iddialı oyununu oynayacaktır.

Avukatın Usta Hamlesi
Savcılar, delillerin güçlü olduğunu söylüyordu; fakat ceset yoksa cinayet var mıydı?
Tam bu soru etrafında savunma stratejisi kuruldu.

Jüri karşısına geçen avukat, salonu dolduran sessizliği bozdu:

“Sayın jüri üyeleri… Müvekkilimin suçsuz olduğuna kalpten inanıyorum ve siz de birkaç saniye içinde buna inanacaksınız.”

Salonda gerilim tırmandı.

“Şimdi 1’den 10’a kadar sayacağım. Müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen eşi… o kapıdan içeri girecek.” Dedi…

Salon nefesini tuttu.

Avukat saydı:
1… 2…3…… 9… 10… ve KAPI.

Jüri üyelerinin tamamı, istisnasız, başlarını kapıya çevirdi.
Kapı açılmadı. Kimse içeri girmedi.
Sessizlik, salona gece gibi çöker.

Avukat gülümser ve son hamlesini yapar.

“Gördünüz mü? Sizler bile kapıya bakıyorsanız, bu kadının öldüğüne inanmıyorsunuz demektir.
Bu da demek oluyor ki MAKUL ŞÜPHE vardır.
Ve MAKUL ŞÜPHE varsa, BERAAT kaçınılmazdır.”

Bu ütopik avukat savunması, Amerikan hukuk okullarında anlatılacak kadar zekiceydi.
Avukat büyük bir özgüvenle sandalyede başarısının dayanılmaz hazzını yaşıyordu.

Lakin Jüri Kararı Türünün Tek Örneği Oldu
Saatler süren değerlendirme sonunda jüri salona döndü.
Ve
“SANIK… SUÇLU.” Dedi.

Avukat olduğu yerde taşkesti.
Bu, kariyerinin tek ve ilk yenilgisiydi.

Dava bitmişti ama biraz önce aslan kesilen avukat, neden kaybettiğini anlayamıyordu.
Mahkeme salonundan çıkan jüri başkanın yanına koştu.

“Hanımefendi… 10’a kadar saydığımda siz de tüm jüri üyeleri gibi kapıya baktınız.
Neden müvekkilimi suçlu buldunuz?”

Jüri başkanı durdu, gözlüğünü çıkardı ve tarihe geçecek o cümleyi kurdu:

“Evet… Kapıya baktım, hepimiz baktık.
Ama bir tek müvekkiliniz bakmadı.
Eşi içeri girecek olsaydı… ilk olarak o bakardı.” Dedi.

Bu cümle, yüzlerce hukuk profesörünün yıllarca kitaplarında analiz ettiği bir psikolojik gerçeği işaret ediyordu:

Gerçek suçlu, gerçeğin geleceğini asla beklemez.

Bu olay, hukuk tarihindeki tek örnek değildi.
Orta Çağ’da mahkemelerde “bakış testi” uygulanırdı.
Suçlanan kişi, beklenmeyen bir kapı açıldığında içgüdüsel refleksle yöneliyorsa masumiyeti tartışılırdı.
Yönelmiyorsa suçluluğuna işaret kabul edilirdi.
İnsan beyni, duyguları ve suç psikolojisi çoğu zaman düşünceden önce hareket ederdi.

Modern hukukta bilimsel yöntemler dşında, insan davranışının dili hâlâ güçlü bir kanıttır.

“Herkes kapıya bakarken, doğru analist o kapıya bakanları izler.”
Aristoteles’e ait olduğu söylenen şu söz de dikkate değer; Eğer Parmağınla Bi Yeri İşaret Edersen İnsanlar İşaret Ettiğin Yere Bakar ama Hayvanlar Parmağın Kendisine Bakar.

Bu yalnızca bir mahkeme kuralı değil; hayatın her alanı için geçerli bir ilkesidir.

Bakış açını geniş tutarsan, gerçeğe daha hızlı ulaşırsın.
Çünkü bazen gerçek, kapıda değil… o kapıya bakan gözlerdedir.
İŞTE Kıbrıs sorunu tam bu hikayede yaşanan ve yaşatılan bir ütopyaya dönüşmüş durumdadır.
Annan planı da dahil olmak üzere tüm yaşatılan süreçler her seferinde KIBRIS TÜRK HALKINI KAPIYA BAKTIRIRKEN, OLAĞAN ŞÜPHELİ AB VE RUM YÖNETİMİ her seferinde kafasını hareket ettirme cüretini bile göstermemiştir.
Bugün gelinen nokta ise YA KAPIYA BAKACAKSIN YA DA KAPIYI KARŞINA GETİRECEĞİZ METEFORUDUR.

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar