Ana SayfaYazarlarSultan IşıkTurist Hafifliği: Sultanahmet’te Oturup Dünyayı İzlemek

Turist Hafifliği: Sultanahmet’te Oturup Dünyayı İzlemek

Bugün yolum Sultanahmet’e düştü. Bir banka oturdum ve saatlerce sadece geleni geçeni, en çok da sırt çantalarıyla sokakları arşınlayan o turistleri izledim. Yalan yok, içimde bir yerlerde derin bir özenme hissiyle buldum kendimi.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Bugün yolum Sultanahmet’e düştü. Bir banka oturdum ve saatlerce sadece geleni geçeni, en çok da sırt çantalarıyla sokakları arşınlayan o turistleri izledim. Yalan yok, içimde bir yerlerde derin bir özenme hissiyle buldum kendimi.

Peki, neydi tam olarak özendiğim? Onların ceplerindeki döviz kuru mu, yoksa bizim sınırları aşmakta zorlanan pasaportlarımız mı? İlk bakışta evet, ekonomik gerçekler canımızı yakıyor elbet. Ama aklımı yine o masum çocuk kalbime emanet ettiğimde, özenip de iç geçirdiğim şeyin çok daha başka olduğunu anladım: Hafiflik.

Bizler, doğup büyüdüğümüz bu coğrafyanın, şehrin, sorumlulukların ve bitmek bilmeyen o gelecek kaygılarının altında fazlasıyla ağırlaşmışken; onlar buraya sadece “misafir” olmanın o muazzam hafifliğiyle gelmişlerdi.
Bir turistin gözlerine bakın; her binaya, her taşa, havada uçan her güvercine ilk kez görüyormuş gibi bir merakla bakarlar. Oysa biz, her gün önünden geçtiğimiz o devasa tarihin, o güzelliklerin yanından kafamızda faturalar, yarın ne olacağı belirsiz kaygılar ve sönmüş meraklarla geçip gidiyoruz. Hayatı o kadar “yerleşik” ve o kadar ciddiye alarak yaşıyoruz ki, bir misafir olduğumuzu, bu dünyadan sadece gelip geçeceğimizi tamamen unutuyoruz.

O bankta otururken düşündüm: Biz kendi hayatımızın neresinde turist olabiliyoruz? Ne zaman en son yaşadığımız şehre, mahallemize, hatta kendi rutinlerimize bir yabancı gibi merakla baktık?

Çoğumuz kendi hayatımızın içinde öyle bir ağır işçi haline geldik ki, keşfetmeyi, şaşırmayı, sadece “orada öylece var olmayı” çoktan unuttuk. İyilik yapmaktan korktuğumuz, kötülüğün kol gezdiği bu dünyada , turistlerin o her şeye açık, korkusuz ve teslimiyetçi duruşu bana hayatın kaçırdığımız o basit matematiğini yeniden hatırlattı.
Gelecek, bugün yaptığımız seçimlerin toplamıysa eğer; belki de bugünün seçimi biraz hafiflemek olmalı. Belki bir yerlere pasaportsuz, bilet almadan gidemeyiz; ama kendi hayatımızın içine bir turist gibi sızabiliriz. Kendi şehrimizin sokaklarında kaybolmayı seçebiliriz.

Sultanahmet’teki o banktan kalkarken sırtımdaki görünmez yükleri fark ettim. Dünya dönüyor, birileri dünyayı yönettiğini sanıp büyük hamleler yapıyor , birileri savaşıyor… Ama hayat, tam şu anda, o yabancının elindeki haritada aradığı o küçük sokakta akıp gidiyor.

Ne dersiniz? Bugün kendi hayatımızın ağır yerlisi olmaktan biraz istifa edip, dünyaya bir turistin meraklı, hafif ve o beklentisiz gözleriyle bakmaya var mıyız? Yoksa kendi yarattığımız o ağır ve gri düzenin içinde, başkalarının seyahatlerini izleyerek özenmeye devam mı edeceğiz?

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar