Taşın Hafızası

Lefkoşa’nın kalbinde, Sarayönü Meydanı’nda, zamana meydan okuyan bir sütun yükselir. Bu sütun, yalnızca bir taş değil… Adanın yüzyıllar boyunca değişen hâkimiyetlerinin sessiz tanığıdır.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Lefkoşa’nın kalbinde, Sarayönü Meydanı’nda, zamana meydan okuyan bir sütun yükselir.

Bu sütun, yalnızca bir taş değil…

Adanın yüzyıllar boyunca değişen hâkimiyetlerinin sessiz tanığıdır.

***

Bugün Lefkoşa’nın merkezinde dikilen bu anıtın hikâyesi, aslında çok daha eskiye dayanır.

Sütun, antik dönemde Salamis Antik Kenti’nde yer alan yapılardan birine aitti.

Yüzyıllar sonra, ada 1489 yılında Venedik Cumhuriyeti yönetimine geçtiğinde, bu sütun

yerinden sökülerek Lefkoşa’ya taşındı.

Yaklaşık 1550 yılında, Venedikliler bu sütunu Lefkoşa’nın en önemli noktasına, eski yönetim merkezinin tam karşısına dikti.

***

Bu sıradan bir süsleme değildi.

Dosta, düşmana bu açık bir mesajdı:“Bu şehir artık Venedik’in.”

Sütunun kaidesine yerleştirilen 6 İtalyan soylu ailesine ait armalar, bu gücün kimlere ait olduğunu gösteriyordu.

Bugün bu armalardan yalnızca 5’i hâlâ görülebilmektedir.

***

Sütunun tepesinde bir zamanlar St. Mark Aslanı bulunuyordu.

Bu aslan, Venedik’in simgesiydi.

Mesaj şuydu: “Egemenlik, ticaret ve mutlak otorite.

***

Ancak tarih değişti…

1570 yılında Osmanlılar Lefkoşa’yı fethettiğinde, bu sütun artık başka bir anlam taşıyordu.

***

Venedik’in gücünü simgeleyen aslan kaldırıldı.

Bugün bu heykelin nerede olduğu bilinmiyor — tarih birçok şeyi olduğu gibi onu da sessizce yuttu.

***

Osmanlılar sütunu yok etmedi.

Aksine, onu kendi zaferlerinin bir sembolüne dönüştürdü.

***

Sütun bir süre yerinden kaldırıldı, farklı bir noktaya taşındı ve üzerine sancak asılarak“Artık bu topraklar Osmanlı’nın” mesajı verildi.

***

Yüzyıllar sonra, ada bu kez İngiliz yönetimi altındaydı.

1915 yılında İngilizler sütunu yeniden keşfetti ve bugünkü yerine, yani yenidenSarayönü Meydanı’na dikti.

Ancak bu kez tepesinde bir aslan yoktu.

Onun yerine yerleştirilen bakır bir küre, artık sembollerin değiştiğini gösteriyordu.

***

Bu sütun bir anıt değil, bir egemenlik ilanıdır.

Taş aynı ama her dönemde anlamı farklı…

***

Tarih boyunca bu tür sütunlar:

Şehirlerin kalbini belirler,  yönetimin görünür simgesi olur,  halkın toplandığı referans noktalarına dönüşür,  gücün ve otoritenin taşa kazınmış hali olur…

Şeher’deki bu sütun da tam olarak bunu yapmıştır.

***

Bugün Venedik SütunuLefkoşa’nın en eski simgelerinden biri, Surlariçi’nin tarihsel dokusunun ayrılmaz parçası, turistlerin ve tarih meraklılarının uğrak noktasıdır.

Ama belki de en önemlisi, bu sütun hâlâ orada durarak, hiç konuşmadan, her şeyi anlatır.

***

Bir şehir düşünün…

Ve o şehrin ortasında duran bir taşı.

O taş, imparatorlukların yükselişini de gördü, çöküşünü de.

Üzerindeki aslan kayboldu…

Ama hafızası kaldı.

 

 

 

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar