Saatçinin Saatleri

Tarih, görünmez bir saatçinin dev bir atölyesiydi. Uygarlıklar ise onun elinde işlenen saatlerden ibaretti. Her biri kendi ritminde döner, kendi zamanında ilerlerdi. Ama her saat, sonunda aynı şekilde bozuldu: Liderlerin açgözlülüğü ve halkın sessizliğiyle…

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Tarih, görünmez bir saatçinin dev bir atölyesiydi.
Uygarlıklar ise onun elinde işlenen saatlerden ibaretti.
Her biri kendi ritminde döner, kendi zamanında ilerlerdi.
Ama her saat, sonunda aynı şekilde bozuldu:
Liderlerin açgözlülüğü ve halkın sessizliğiyle…

Mısır, piramitlerinin kutsal gölgesinde bir güneş saatiydi mesela…
Firavunlar, gökyüzüne hükmetmek istedi.
Güneşi halktan çaldılar; ölümsüzlük hayaliyle mezarlarını büyüttüler.
Ve halk, “yeter ki güneş doğsun” diyerek firavunlara taş taşıdı.
Zamanla, tanrıya değil altına tapmaya başladılar.
Saat bozuldu.
Yok oldular…

Babil, yıldızların izini süren bir taş saatiydi mesela…
Liderleri, “Tanrıya yaklaşmalıyız” dedi.
Halk, dillerini bırakıp inancını yığdı tuğlaların arasına.
Kule yükseldi, değerler tükendi.
Liderler yönlerini unuttu, halk ise sözünü…
Saat durdu.
Yok oldular…

İnka, toprağın ritmiyle dönen bir toprak saatiydi mesela…
Halk, rüzgârla konuşur, ayla uyurdu.
Sonra bir lider çıktı: “Altın bizim geleceğimizdir” dedi.
Ve halk inandı, elleriyle toprağı kazdı.
Hırsla altını kökünden kopardı.
Saat kırıldı.
Yok oldular…

Roma, adaletle çalışan bir su saatiydi mesela…
Liderler, hukuku kupalara doldurup saraylarda içtiler.
Gladyatörler alkış toplarken, senato sustu.
Arenalar kanla doldu.
Halk boğuldu, saat taştı.
Yok oldular…

Ve şimdi…
Saatçi, önündeki son saate bakıyor:
Bizi izliyor.

Dijital bir saatiz biz.
Ne toprağa bağlıyız, ne göğe, ne de zamana.
Ama hâlâ birilerini takip ediyoruz.
“Liderimiz” parmağını kaldırdığında,
zamanı ona göre ayarlıyoruz.
Zamanı ölçmüyoruz —
zamanı bizden çalanlara hizmet ediyoruz.

Ve Saatçi başını eğiyor:
“Yine mi açgözlülük, yine mi kör inanç?” diyor.
Bir uygarlık daha,
zamanı dinleyerek değil, hunharca harcayarak yok oluyor.

Belki de tüm çöküşlerin arkasında aynı şey yatıyor:
Tahtı sorgulamamak, tacı kutsallaştırmak…
Oysa saatler lider tanımaz.
Sadece zamanı gösterir — ve ilerler.

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar