Ana SayfaYazarlarElif EvrenselKüçük esnafa kepenk kapattıracak karar!

Küçük esnafa kepenk kapattıracak karar!

Temmuz 2025’te yürürlüğe giren yasa gücünde kararnameyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş gücü anlaşması bulunmayan ülkelerden gelen yabancı çalışanların asgari ücretinden, barınma ve yemek gerekçesiyle toplamda %40’a kadar kesinti yapılmasına yasal izin verildi. Kapsam dışı olan tek ülke Türkiye Cumhuriyeti. Bu karar, fiilen ülkede çalışan Bangladeşli, Pakistanlı, Türkmenistanlı, Nepalli, Ganalı, Kenyalı, Nijeryalı gibi birçok üçüncü ülke vatandaşını doğrudan etkiliyor.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Lefkoşa’daki bir kırtasiyeciye, Girne’deki üç çalışanlı pastaneye ya da Mağusa’da zar zor ayakta duran bir terzi atölyesine bu kararın ne getirdiğini sordunuz mu? Üçüncü ülke vatandaşlarına düşük asgari ücret uygulanmasına izin veren bu düzenleme, yalnızca yabancı işçiyi değil, memleketin bel kemiğini oluşturan küçük esnafı da hedef tahtasına koyuyor. Çünkü artık rekabet, emeğin kalitesiyle değil, emeğin fiyatıyla ölçülecek. “En ucuza kimi çalıştırırsan, o kazanır” kuralı resmileşti. Bu yarışta küçük esnafın ne barınma imkânı var, ne toplu yemekhanesi, ne de personel lojmanı. Ama büyük zincirler için bu artık “yasal avantaj”; küçük işletmeler içinse kepenk kapamanın başka bir adı.
Devletin bu kararı savunurken kullandığı dil ise neredeyse alaycı: “Vatandaşlarımızı koruyoruz.” Oysa işin gerçeği şu: Bu düzenleme, büyük patronların ucuz işgücü talebine devlet eliyle açılmış bir kapıdır. Emek, bir kez daha değersizleştiriliyor; bu kez yasal bir kılıfla. 8 saatlik iş günü fiilen 12 saate çıkmışken, yabancı işçiler hem daha uzun çalıştırılacak hem de daha az maaş alacak. Bu da iç piyasadaki tüm ücret dengesini çökertecek. Vatandaş olan işçi de aynı baskıyla karşı karşıya kalacak: “Senin yerine daha ucuza çalışacak biri var” tehdidi artık yalnızca zımni değil, resmidir.

Bu karar yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir yarılmayı da derinleştiriyor. Aynı işyerinde, aynı işi yapan iki işçiden biri KKTC ya da Türkiye vatandaşı, diğeri ise Bangladeşli, Pakistanlı, Türkmenistanlı, Nepalli, Ganalı ya da Kenyalıysa; artık aralarında %40’a varan bir maaş farkı olacak. Türkiye vatandaşları bu uygulamadan muaf tutulurken, diğer yabancı uyruklulara düşük ücret öngörülmesi, aynı işi yapan insanlar arasında açık bir hiyerarşi kuruyor. Aynı iş, aynı saat, aynı emek… Ama farklı ücret. Bu, emeğin sömürülmesinin ötesinde, sistematik ve yasal zemine oturtulmuş bir ayrımcılıktır. Sınıfsal çelişkiyi hem etnik hem de hukuki temelde yeniden üretmek demektir. Ve bu, yalnızca sosyal adaleti değil, birlikte yaşamı da tehdit eden bir karardır; çalışma barışına atılmış kurumsal bir dinamittir.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bu düzenleme küçük esnafı yalnızca rekabet baskısıyla değil, vicdani bir çöküşle de baş başa bırakıyor. İşletmesini ayakta tutmak isteyen bir esnaf, ya bu sömürüye ortak olacak ya da iflasa sürüklenecek. Sistem, insanlara ahlaki bir seçim şansı tanımıyor. Ya güçlü olacaksın, ya susacaksın. Ya ucuza çalıştıracaksın, ya batacaksın.

Peki bu düzenin dışında bir yol mümkün mü?

Sendikal mücadeleden gelen bazı sesler, bu gidişata karşı akıl ve vicdan zemininde bir çıkış kapısı aralıyor. Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri ve “İşçinin El Kitabı” yazarı Münür Rahvancıoğlu, bu alandaki birikimiyle yalnızca eleştiri getirmekle kalmıyor, çözüm önerileri de sunuyor. Rahvancıoğlu’nun önerileri, tartışmaya açılması gereken temel başlıkları şöyle sıralıyor:

  • Asgari ücret, pazarlık konusu olmaktan çıkarılmalı; en düşük kamu maaşına eşitlenmelidir.
  • Hayat pahalılığı oranında artış, maaş artışı değildir; gerçek alım gücü esas alınarak düzenleme yapılmalıdır.
  • Üçüncü ülke vatandaşlarına farklı asgari ücret uygulanması, Anayasa’ya, İş Yasası’na ve ILO sözleşmelerine aykırıdır; bu model derhal iptal edilmelidir.
  • Küçük esnafın, büyük sermaye karşısında ezilmesini önleyecek kamusal destek ve teşvik mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Çünkü mesele yalnızca bir bordro meselesi değil. Mesele, bu ülkede kimin insanca yaşamayı hak ettiği, kimin sessizce sömürülmeye razı görüldüğüdür. Bu karar, yalnızca emeğin değil, vicdanın da meselesidir.

________________________________________

Kaynakça:

  1.    KKTC Resmi Gazete, Yasa Gücünde Kararname No: 21/2025 – Temmuz 2025.
    2.    Münür Rahvancıoğlu, “Sektörel Asgari Ücret Uygulaması Küçük Esnafı Bitirir”, Kıbrıs Gerçek, 28 Temmuz 2025.
    3.    Münür Rahvancıoğlu, İşçinin El Kitabı, Bağımsızlık Yolu Yayınları, 2023.
    4.    “Asgari Ücret Pazarlık Konusu Olmaktan Çıkmalı”, Bugün Kıbrıs, 15 Şubat 2025.
    5.    “Hayat Pahalılığı Kadar Artış Maaş Artışı Değildir”, Standard Kıbrıs, Temmuz 2025.
    6.    ILO Sözleşmeleri: 100 No’lu (Eşit Ücret) ve 111 No’lu (Ayrımcılığın Önlenmesi) Sözleşmeler.
    7.    KKTC Anayasası, Madde 54.
    8.    KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Açıklamaları – Temmuz 2025 tarihli basın bültenleri.

________________________________________

Yasal Bilgilendirme Notu:
Bu makalede yer alan değerlendirmeler, KKTC Anayasası, yürürlükteki yasal mevzuat ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde kamusal bilgi üretme amacı taşımaktadır. Herhangi bir kişi, kurum veya ülkeye yönelik önyargılı yaklaşım içermez; yalnızca kamusal etki analizine odaklanır.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar