Kormacit

    ‘Koruçam’ ya da Yunanca adıyla ‘Kormakitis’ veya geleneksel adıyla ‘Kormacit’…Bu güzel köy, Koruçam Burnu’nun ismini taşımaktadır. En son birkaç yıl önce gelmiştim bu güzel köye çok sevdiğim büyüklerim Mesut Yalvaç ve Ferhat Atik ile birlikte. Kısa bir gezintinin ardından da Yorgo Kasap & Restaurant’ta oturup yemeklerimizi yemiştik.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

 Serkan SOYALAN

 Kormacit

    ‘Koruçam’ ya da Yunanca adıyla ‘Kormakitis’ veya geleneksel adıyla ‘Kormacit’…Bu güzel köy, Koruçam Burnu’nun ismini taşımaktadır.

En son birkaç yıl önce gelmiştim bu güzel köye çok sevdiğim büyüklerim Mesut Yalvaç ve Ferhat Atik ile birlikte. Kısa bir gezintinin ardından da Yorgo Kasap & Restaurant’ta oturup yemeklerimizi yemiştik.

Ardından iş yoğunluğu ve koşuşturma girdi araya ve genel anlamda kısa, benim için uzun bir aranın ardından yeniden hafta sonu attım kendimi Kormacit sokaklarına.

***

Güzelyurt üzerinden gittim, Kalkanlı’dan geçerek vardım bu güzel ve şirin köye… Kalkanlı’da ormanlık alandan geçerken, bir kez daha aşık oldum ülkemin taşına toprağına, Geçitköy Barajı’nı yukarıdan seyrettim, kokusunu içime içime çektim… Çam, doğa, hava ve memleket kokusu, bir başkaydı…

Ağır ağır, aheste aheste döndü arabanın tekerleri ve yaklaşık 40 dakikada vardık, Girne’nin 34 km batısında bulunan bu köye.

Burası 1974 Savaşı öncesinde adadaki dört Maronit yerleşiminden biriydi. Savaş öncesinde burada 2 bin civarında Maronit yaşarken, 1974 yılından sonra buranın nüfusu her geçen yıl biraz daha azaldı. Bir kısım Maronitler adanın güneyine Kıbrıs Cumhuriyeti toprağına göç ederken, vefat edenlerle de bu nüfus biraz daha azaldı.

Birleşmiş Milletler verileri ışığında, 2001 yılındaki sayımda Kormacit’te 165 Maronit yaşamaktadır.

Kuzey Kıbrıs kayıtlarında ise köyün nüfusu 309 olarak belirtilmekteyken, Maronitlerin sayısının 98 olduğu da tahmin ediliyor.

Köyün adı ile ilgili üç farklı söylenti vardır.

Birinci söylentiye göre köyün adı ‘Koura’ kelimesinden türemiştir. Koura, Lübnan’da bulunan bir köyün adıdır ve Kormacit köyünü kuranların bu köyden göç ettikleri söylenmektedir.

İkinci söylentiye göre m.ö. VIII. yüzyılda ticaretle uğraşan Fenikeliler Lübnan’dan Kıbrıs’a gelmişler ve adanın kuzeybatısında, ‘Kormia’ adlı bir ticaret kasabası kurmuşlardır. Kimi tarihçiler bu kasabanın bugünkü Sadrazamköy ya da eski adıyla Livera köyü yakınında olduğunu ileri sürmektedirler.

Üçüncü söylenti ise V. yüzyıla dayanmakta… Kıbrıs Kilisesi’nin kurucusu olarak anılan St. Barnabas’ın otobiyografisinde, Livera köyünün yakınında ‘Krommiakitis’ mevkiinin bulunduğunu ve bu bölgenin antik bir devlet olan Kermia’nın hudutları içerisinde olduğu yazmaktadır. Tarihçiler köyün adının ‘Krommiakitis’ten geldiğini ve St. Barnabas’ın da bu köyü ziyaret ettiğini de iddia etmektedirler.

***

Bölgenin en çok yağış alan köyü olan Kormacit’e giderken, geçtiğimiz ormanlar, dağlar, tepeler ve göletler toprağın bereketini gösterirken, yağmurun, suyun kıymetini bilen insanların tarih boyunca üretimlerine, büyük zorlukları ile devam ettiklerini de takdirle görmekteyiz.

Yağışlardan dolayı bereketli topraklara sahip olan Kormacit’te de, tahıl ekildiği gibi, sulu tarım da yapılmaktadır.

Hayvancılığın da geliştiği günde, köy arazilerinde çok sayıda zeytin ve harup ağacı da bulunmaktadır.

Peki bu köyün sakinleri olan Maronitler ya da bir deyişle Maruniler buraya ne zaman, nasıl yerleşti?

Maronitler, Orta Çağ’da Levant’tan dinsel ve siyasi çatışmalar sebebiyle kaçarak, Kıbrıs’a yerleşen ve Maruni Kilisesi üyesi olan, günümüzde de varlıklarını devam ettiren topluluktur.

Maronit kaynaklarına göre ise, Maronitler, Haçlı Seferleri sırasında Levant’tan Kıbrıs’a esir olarak getirilmişlerdi ve nüfusları 60 bin kadardı. Adanın kuzeyinde altmış köyleri vardı.

Lüzinyanlar onlara mal vermiş ve ayrıcalıklar tanımışlardı. Venedikliler döneminde de durumları değişmeyen Maronitler, 1571’de adaya gelen Osmanlı döneminde ciddi bir yıkıma ve zarara uğramışlardı.

Yine kaynaklar Kıbrıs’a ilk göç dalgasının M.S. VIII. Yüzyıl’da Marunilerin yaşadığı bölgelerin İslam orduları tarafından fethi ve aynı zamanda Bizans Devleti’nin kendi içerisindeki bazı Hristiyan gruplara mücadelesi sonucunda gerçekleştiğini yazar.

M.S. 938’de de Maruni topluluğunun merkezi St. Maron manastırının tahrip edilmesiyle birlikte burada bulunan geniş kitlelerin Lübnan dağları ve Kıbrıs’a doğru harekete geçmesiyle ikinci göç vuku bulur.

Kıbrıs’a üçüncü Maruni göçü de M.S. XII. Yüzyıl’da Doğu Akdeniz bölgesinde hüküm süren Lusignan Krallığı’nın adayı satın almasıyla başlar.

***

1878 yılına geldiklerinde ise sadece 5 köyleri kalmıştı.

Doç. Dr. Münir Yıldırım “Kıbrıs Maruni Topluluğu” isimli eserinde Maronit adının oturmasını şöyle anlatır: “Maruni adının ‘Maran’ kelimesinden türeyen ve ‘Rabbimiz İsa Mesih’ anlamını taşıyan bir tabir olduğu kanaati yaygındır. Bunun yanı sıra M.S. V. Yüzyılın başlarında Kuzey Suriye’de yaşayan Hristiyan bir keşişin adına izafeten inşa edilen ve daha sonra Kadıköy Konsil kararlarını kabul eden rahiplerin bir araya geldiği manastır etrafında toplanan Hristiyan topluluğunu tanımlamak için de kullanıldığı ifade edilir.”

***

Ana dilleri Arapça olmak üzere Yunanca ile Türkçe de konuşmaktadırlar. Ancak ibadetlerini Arapça yapmaktadırlar. Süryani ayin geleneğini takip ediyorlar.

Doğu Katolik Kilisesi ve Batı Suriye Ayini’ne bağlı olmakla birlikte topluluk olarak Roma Katolik Kilisesi’ne mensupturlar.

Farklı dönemlerde Papa’lar da buraya ilgi göstermiş ve zaman zaman papazlar göndermişlerdir. Hatta Roma’da Maruniler için okullar açılıp, buraya görevlendirilecek din görevlileri yetiştirmişlerdir.

Osmanlı’nın Kıbrıs’ı fethinden sonra, 1596 yılında adayı ziyarete gelen Papalık temsilcisi Dandini, her birinin içerisinde bir ya da daha fazla kiliselere sahip Maruniler’e ait 19 yerleşim merkezinin isimlerini de belirtir.

Bunlar; Metochi, Fludi, Dainta Marina, Asomatos, Kampyli, Karpasia, Trimidia, Kormakiti, Casapifani, Vouno, Cibo, Jeri, Kitrea, Kruchida, Kefalvovriso, Attali, Keipirio, Gastria ve Piscopia.

Maruni Piskoposluğu’nun verilerine göre İngiliz İdaresi döneminde Maronit yerleşim yerleri olarak sadece Asomatos, Karpasia ve Kormakiti kalmıştı.

***

Maronitler, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nda kendilerine verilen haklar ile Ermeniler ve Latinler’le birlikte, Temsilciler Meclisi’ne bir üye göndermektedirler.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre Kıbrıs genelinde 5000 civarında Maronit yaşamaktadır.

***

Köy meydanında bulunan St. George Katedrali’nin yakınına aracımızı park ettikten sonra, ağır ağır katedralin çevresinde dolaşmaya başladık ve tarihte kısa bir yolculuğa çıktık.

İki çan kulesi bulunan bu katedralin içinde değerli ikonlar ve eski çağlardan kalma dini eşyalar bulunmaktadır.

Katedralin hemen girişinde elinde mızrağıyla bir ejderhayı öldüren Aziz George’un ikonunu görmekteyiz. Bu katedral de ona adanmıştır.

Köy meydanında bir de Old Saint George Kilisesi var. Birkaç basamaktan çıkılan bu küçük kilise de Avrupa Birliği katkılarıyla restore edilmiş ve günümüze kazandırılmıştır.

 

Köyün sakinleri burada yaşıyorlar ama Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarıdırlar ve oylarını da Kıbrıs’ın güneyinde kullanmaktadırlar.

Kıbrıs Cumhuriyeti burada yaşayan Maronitlere ciddi yardımlar yapıyor. Sadece Kıbrıs Cumhuriyeti de değil, Avrupa Birliği de burada nüfus yaşayabilsin diye ciddi bir fon ayırmış durumda.

Kormacit’ten bahsederken Yorgo’nun restoranından bahsetmemek olmazdı… Restoranın sahibi Yorgo vefat ettikten sonra lokantayı şimdi evlatları işletiyor.

Köy ile özdeşleşen restorana girdiğinizde Yorgo’nun kızı Maria güleç yüzüyle selamlıyor sizi ve sıcakkanlılıkla kucaklıyor.

Birbirinden lezzetli mezeler, etler eşliğinde içkinizi yudumlarken, duvardaki resimlere bakarak, köyün yakın tarihine ilişkin bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Sadece et yemek için bile bu köye gelen yüzlerce kişi var. Öylesine bir marka haline gelmiş, “Yorgo’nun Kasap ve Restaurant”.

Koruçam’da sahip çıkılmayan ve tamamen yıkılan Aya Mavri Kilisesi de vardı. Vardı diyorum, çünkü birçok tarihi yapımızı bıraktığımız gibi, bu yapıyı da kaderi ile başbaşa bıraktık ve şimdi geriye sadece sağa sola saçılmış taşları kaldı.

3 Ağustos 2020 tarihli Kıbrıs Gazetesi’nde yayınlanan “Maronitler, kilisenin kalıntılarında ibadet ediyor” başlıklı habere göre, Koruçam’da “Medoş Lalesi bölgesi” olarak bilinen bölgenin yakınlarında bulunan ve kimsenin sahip çıkmadığı Aya Mavri Kilisesi tamamen yıkıldı.

Tarihi değere sahip olduğu bilinen ve Maronitler tarafından oldukça önemli bir yapı olan Aya Mavri Kilisesi’nin artık ayakta kalan tek bir duvarı dahi yok.

Tarihi kiliseden geriye şimdilerde sadece dağılmış yapı taşları kaldı ancak bazı Maronitler halen bu kalıntılara giderek ibadet etmeye, mumlarını yakıp dilek dilemeye devam ediyorlar.

 

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar