Dijitalleşme çağında yaşadığımızı hepimiz biliyoruz. Artık evdeki tost makinesi bile Wi-Fi’ye bağlanıp “bugün az pişireyim mi?” diye bize anket gönderiyor. Fakat aynı çağda KKTC’de bir hastaneye gittiğinizde hâlâ “adınızı soyadınızı üç kere söyleyin, sistemde bulamadım” diyen bir sekreterle karşılaşmanız da mümkün.
Evet sevgili okur, bugünkü konumuz: KKTC sağlık sisteminin dijitalleşmeye olan mesafesi.
“Sisteme Giremiyorum” Cümlesi Bir Milletin Özeti
Her ülkenin kendine has bir mottosu vardır. İngiltere’de “Keepcalm and carry on” denir, Japonya’da “çalışmak ibadettir”, KKTC’de ise sağlık kurumlarında sıkça duyulan “Sisteme giremiyorum, bağlantı koptu” ifadesi bir yaşam felsefesine dönüşmüş durumda.
O an hemşire, doktor, hasta, hatta kantin görevlisi bile durur; çünkü sistem çökmüştür. Dijitalleşme sürecinde bu sistemler bazen öyle bir çöker ki, uzaydan sinyal almaya çalışan anten gibi herkes bilgisayara bakar ama kimse ne olduğunu anlayamaz.
Kağıt Formların Bitmeyen Hikayesi
Dijital dönüşüm diyoruz ama KKTC sağlık sisteminde form kültürü hâlâ dimdik ayakta.
Hastaneye gittiğinizde size verdikleri “bilgi formu” var ya, o sadece bir form değil; tarihi bir eser. 1997’den beri aynı formatla yaşamakta.
“Adınız?”, “Soyadınız?”, “Doğum Tarihiniz?”… Bir de meşhur “Daha önce aynı rahatsızlığı geçirdiniz mi?” sorusu. O kadar çok doldurulmuş ki, formun kendisi bile artık hastalanmış durumda.
Dijital sistemin eksikliğini o kadar içselleştirmişiz ki, PDF formatına geçen bir hastane olsa bile “Hoca, çıktısını da alayım mı?” refleksinden kaçamıyoruz.
E-Nabız mı? E-Nabız’a Ulaşmak Nabız Düşürüyor
Türkiye’de E-Nabız sistemine girip geçmiş tahlillerinize, reçetelerinize, aşılarınıza anında erişebiliyorsunuz.
KKTC’de ise benzer bir sistem fikri dillendirilmiş olsa da, uygulamaya geçildiğinde “E-Nabız” değil, “E-Sabır” olarak isimlendirilmesi daha uygun olurdu.
Zira sisteme girmeye çalışırken o kadar çok “yeniden deneyin” ekranı çıkıyor ki, bir süre sonra kişi kendi nabzını elle ölçmeye başlıyor.
Teknoloji bu kadar hızlı gelişirken, KKTC sağlık sisteminde hâlâ “bilgiyi flash belleğe atayım, siz ofiste bakarsınız” dönemi devam ediyor.
Randevu Sistemleri: Online Olmaktan Çok “Olmayan”
Randevu almak istiyorsunuz, güzel. Web sitesine giriyorsunuz… ve sonra “sayfa bulunamadı” uyarısıyla karşılaşıyorsunuz.
Telefonla arıyorsunuz, biri açıyor: “Randevuları internette alıyorsunuz.”
İnternetten almaya çalışıyorsunuz, sistem diyor ki: “Şu anda hizmet veremiyoruz.”
Bir noktada insan “Acaba hastaneye gitmeden iyileşsem mi?” diye düşünmeye başlıyor.
Belki de KKTC sağlık sisteminin dijital dönüşümü aslında kendiliğinden şifalanma modeline dayanıyor, kim bilir?
Dijitalleşmenin Önündeki Gerçek Engel
Şimdi gelelim asıl meseleye. KKTC sağlık sisteminin dijitalleşmeye uzak olmasının nedeni teknoloji değil.
Donanım alınır, yazılım yapılır, altyapı kurulur. Ama en büyük engel alışkanlık.
Yani “Biz böyle alıştık, yıllardır böyle yapıyoruz” cümlesi.
Dijital sistem kurulduğunda bile, o meşhur klasörleri bırakmak istemeyen bir nesil var.
O klasörlerin içindeki evraklar öyle bir kutsal ki, kimse onlara “taratılıp dijital ortama aktarılacak” demeye cesaret edemiyor.
Peki Ne Yapmalı?
Aslında çözüm basit: küçük adımlarla başlamak.
Önce hastane randevu sistemi dijitalleşmeli, ardından laboratuvar sonuçları, reçete yönetimi, hasta takibi…
Ve en önemlisi: eğitim.
Sistemi kullanan herkesin, hemşiresinden sekreterine kadar, dijital araçlarla barışması gerekiyor.
Aksi halde, en iyi altyapıyı da kursak, “yazıcı bozuldu, sistem çöktü” cümlelerinden kaçamayız.
Uzak Ama Ulaşılamaz Değil
KKTC sağlık sistemi dijitalleşmeye uzak, evet… ama ulaşılmaz değil.
Doğru vizyonla, kullanıcı dostu yazılımlarla ve sabırla, “dosyayı getir” çağından “veriyi paylaş” çağına geçmek mümkün.
Yeter ki dijital dönüşümün “sadece teknoloji” olmadığını, aynı zamanda bir kültür değişimi olduğunu anlayalım.
Ve belki o zaman, “sisteme giremiyorum” diyen bir hemşire yerine, “bulut sistemine yükledim hocam, istediğiniz zaman erişebilirsiniz” diyen bir ses duyarız.
İşte o gün, KKTC sağlık sisteminin nabzı ilk kez gerçekten dijital atacak.










