Lefkoşa…
Yüzyıllar boyunca farklı imparatorlukların izlerini taşıyan, surlarla çevrili kadim bir şehir…
Bu surların ardında, tarihin akışını sessizce izleyen üç kapı vardı.
Ve bu kapılardan biri, kuzeye açılan görkemiyle Girne Kapısı’ydı.
***
Venedikliler tarafından inşa edilen bu kapı, Osmanlı döneminde yeniden şekillendi…
Ve zamanla yalnızca bir geçit olmaktan çıktı;
Bir hafızaya, bir sembole dönüştü.
Bu kapının bir de bekçisi vardı…
Horoz Ali.
Görevine sarsılmaz bir disiplinle bağlı, otoriter ve dikkatli bir Osmanlı memuru…
Gün doğmadan uyanır, kapıyı açar…
Gün batımında ise şehri dış dünyaya kapatırdı.
Gece olduğunda kapılar kapanır,
Geç kalanlar için Lefkoşa artık ulaşılamaz olurdu.
Ve Horoz Ali, her uyarısında aynı cümleyi tekrar ederdi:
“Gecikirseniz… mezarlıkta konaklarsınız.”
Kapının karşısında yükselen servi ağaçları,
Bu sözlerin sessiz tanığıydı…
***
Horoz Ali sadece bir bekçi değildi.
O, şehrin sınırlarını koruyan göz…
Geçmiş ile gelecek arasında duran bir eşikti.
Ve sonra…
Tarih sahnesine yeni bir güç çıktı.
Yıl 1878.
Osmanlı İmparatorluğu, Kıbrıs’ın yönetimini Britanya’ya devretme sürecindeydi.
Larnaka’ya çıkan İngiliz yetkililer, başkente doğru ilerledi…
Ve Lefkoşa surlarına ulaştı.
Karşılarında ne bir ordu vardı…
Ne de bir direniş hattı…
Sadece bir adam.
Horoz Ali.
***
İngilizler kapının açılmasını istedi.
Ellerinde fermanlar, yanlarında askerler vardı.
Ama Horoz Ali için tek bir şey önemliydi:
Emir.
Ve o emir gelmemişti.
Kapıyı açmadı.
İmparatorluğun temsilcileri,
Lefkoşa’nın kapısında durdurulmuştu.
Güneş batarken, mezarlığın gölgeleri uzadı…
Servi ağaçları rüzgârla hışırdadı…
Ve Horoz Ali, serin bir kararlılıkla şunu söyledi:
“Bu geceyi… dışarıda geçireceksiniz.”
***
Bu an…
Neredeyse bir diplomatik krize dönüşecekti.
Sonunda Lefkoşa’nın ileri gelenleri araya girdi.
Durumu anlattılar…
Ve Horoz Ali, isteksizce de olsa kapıyı açtı.
Anahtarları uzattı.
Ama beklenmeyen bir şey oldu.
İngilizler anahtarı almadı.
Çünkü karşılarında sıradan bir bekçi değil…
Görevine sadakatiyle dimdik duran bir adam vardı.
Ve o gün…
Horoz Ali görevine devam etti.
Yıllar geçti…
İmparatorluklar değişti, yönetimler el değiştirdi…
Ama Girne Kapısı’nın bekçisi değişmedi.
Horoz Ali, ömrünü bu kapıya adadı.
Orada yaşadı…
Orada yaşlandı…
***
Ve 1946 yılında, 120 yılı aşan bir ömrün ardından hayata gözlerini yumdu.
Onu efsane yapan yalnızca uzun yaşamı değildi…
Onu unutulmaz kılan,
Görevine duyduğu sarsılmaz bağlılıktı.
***
Bugün, Girne Kapısı hâlâ ayakta…
Ve o kapının gölgesinde, hâlâ bir hikâye fısıldanır:
Bir adamın…
Bir şehri tek başına durdurduğu günün hikâyesi.
Horoz Ali’nin hikâyesi.










