Gelecek Gelecek mi?

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Elbette dünyayı yönetenlerin yaptıkları hamleler hepimizi korkutmuyor değil. Gelecek belirsizleşiyor; bizler en kötü senaryoları konuşup, “en kötü ne olabilir” diye arıyoruz. Elimizden geldiğince, olanaklarımız ölçüsünde önlemler almaya çalışıyoruz. Felaketlerden kurtulmaya niyet edip, her gün belki biraz daha korkuyoruz.

Birileri savaşıyor, birileri ise sadece savaşmadığına şükrediyor.

Aklımı sepete koyup hislerimle düşündüğümde, olan bitenler çok ama çok korkutucu geliyor; aklım almıyor yaşananları. Bir çocuk çıkıyor içimden; kuyuya taş atan amcaları ve o taşın ardından sorgusuzca kuyuya atlayanları izliyor.
Soruyor çocuk kalbim, nedir vatan? Nâzım’ın deyişiyle:
“Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla: Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
Gözlerim çakmak çakmak oluyor. Pervasız, saldırgan, herkese düşman, bencil bir insan soyuna nasıl da dönüştük böyle? Her birimiz tek tek elimiz tutulsun isterken, o çocuk kalplerimiz sadece sevmek isterken… Çok basit bir matematikken hayat, nasıl bu kadar karmaşaya dönüştü? Kararmış çocuk kalplerinin nasıl da canavarlaştığını izlerken dehşete düşmemek elde değil.
Bilmiyorum kaçınız bana benzer hissediyorsunuz? Kaçınız “İyilikten maraz doğar” sloganına sığınıp iyilik yapmayı bıraktı? Hiçbir şeyin sorumluluğunu almayarak, kenara çekilip kendini çok iyi, çok gelişmiş insan sanan kaç kişiyiz? Ötekileştiren kalpler, şefkatle saranlardan daha mı güçlü, bilmiyorum.

Kötülük kol geziyor mahallelerde; iyilik vatan haini, içeride…

Ne yapacağız peki? Daha çok mu korkacağız?

Evet, belki deprem olur diye korkacağız; savaştan, borçlardan, açlıktan, çocuklarımızın eğitimsiz kalmasından korkacağız. Aslında en çok da düzenimizin bozulmasından belki… Ne olacak korkarsak ki? Neyi değiştirecek korkmamız? Korku düzenleri işliyor tıkır tıkır zaten.
Ya içinde olacağız o çemberin ya da dışına çıkacağız; kendi çapımızda elbet.
Ben kendi çözümümü köye taşınarak buldum. İçimdeki o çocuk kalbimi dinledim. Sabahları kahvemizi yudumlarken, çok özlediğim kuşların şarkılarını dinliyor ve hayatı daha çok seviyorum. Daha çok güveniyorum artık hayatın dengesine.
Geleceğin, bugün yapmış olduğumuz seçimlerin toplamı olduğunu hatırlamak iyi gelebilir hepimize.

Siz bugün neyi seçeceksiniz?

Korkunun tıkır tıkır işleyen o devasa çarklarına su taşımayı mı, yoksa kendi çemberinizi çizip çocuk kalbinize sahip çıkmayı mı?
Kalbinizi susturmayın ne olur. Daha çok hislerinize bakın, kulak verin içinizdeki o küskün duygularınıza. Küsüp öylece bırakmamalı insan sevdiklerini, bu can sıkıcı düzene teslim etmemeli.
Belki daha çok mektup yazmalı bugünden sonra, kimbilir… Belki de dünyaya ve o kararmış kalplere inat, inadına daha çok çiçek almalı.
Çünkü hayatı yeniden o basit, o temiz matematiğe döndürmenin yolu, kuyuya atılan taşların peşinden delice atlamak değil; kuyunun kenarında durup, o çocuk kalbiyle birbirimizin elinden tutabilmektir.

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar