Daha da fakir!

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Bir ülke, çalışanını göz göre göre açlığa mahkûm edebilir mi?

Biz ediliyoruz!

 

Ocak 2025’te belirlenen brüt 43.469 TL, net 37.818 TL olan asgari ücret, bugün itibarıyla çoktan eridi.

Hayat pahalılığı, resmi rakamlara göre %17,79 arttı.

Peki ya bu altı ayda, maaşlar güncellendi mi?

Hayır.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu hâlâ toplanmadı!

Yani hayat zamlanırken maaşlar yerinde sayıyor.

Hala!

Ama daha acısı şu: Ekmek 15 TL olmuş, kira 500 Sterlin’e (yaklaşık 21.500 TL) fırlamış, markette peynirle göz göze gelmeye korkuluyor ama “yetkililer” hâlâ suskun.

Çünkü memleket yönetilmiyor; bekleniyor…

Asgari ücretli şu an Lefkoşa’da maaşının yarısından fazlasını yalnızca kiraya veriyor.

Geriye kalanla ne yapacak?

Elektrik faturasını mı ödeyecek, çocuğuna okul masrafı mı çıkaracak, yoksa karnını mı doyuracak?

Hiçbiri tam anlamıyla mümkün değil!

Çünkü bu maaş, bırakın ay sonunu görmeği, günü kurtarmaya bile yetmiyor.

Ancak ne komisyon toplanıyor, ne meclis çalışıyor.

Mecliste ağalar tatilde!

Ülke yangın yeri ama milletvekilleri için hiçbir sorun yok.

Asgari ücretlinin sofrasında ekmek yok, çocuk meyvenin tadını unutmuş…

Kimin umurlarında?

Çünkü onların maaşları zamanında yatıyor, araçları devletin, çocukları özel okullarda, sağlıkları özel hastanelerde güvence altında.

Onlar için hayat pahalı değil; konforlu!

Bu sefalete rağmen, maaş tespit komisyonunun “toplanmak zorunda değiliz” diyebilmesi ayrı bir skandal.

Neyi bekliyorlar?

Eylül’de okullar açılsın da veliler mahvolsun diye mi?

Yoksa döviz bir kez daha sıçrasın, asgari ücretlinin cebindeki kuruş buhar olsun diye mi?

Bu bir yönetim değil, bir sessizlik komplosu.

Toplumun en kırılgan kesimi olan işçiyi, özel sektör çalışanını bile bile açlığa iten organize bir vurdumduymazlık.

Asgari ücretli artık “daha da aç” yaşayamaz!

O sınır çoktan aşıldı.

Bugün yapılan her gecikme, aslında çalışanın cebinden her gün biraz daha çalmak demektir.

Bu komisyonun aylardır toplanmaması, devletin kendi yurttaşına karşı işlediği vicdansız bir suçtur.

Sadece aç bırakmakla kalmaz, insanın iradesini, yaşam gücünü, geleceğe dair umudunu da çürütür.

Ama meclis tatilde!

Yani bu düzende aç kalmak kader, tok yaşamak ayrıcalık.

 

Bu düzen değişmeden, bu çürümüş sistem yerle bir edilmeden, her yeni maaş yalnızca “daha da aç” bir sabaha uyanmaktır.

 

Daha ne kadar dayanabiliriz?

Cevabı belli: Daha fazla değil!

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar