Serkan Soyalan
Bir Eşeğin Çığlığı
Karpaz’da bir eşek vuruldu.
İki gün boyunca yerde acı içinde kıvrandığı düşünülüyor.
Yardım ulaştığında artık çok geçti.
Bir can daha, göz göre göre, önlenebilir bir ihmal zincirinin kurbanı oldu.
Taşkent Doğa Parkı Direktörü Kemal Basat’ın sözleri aslında tek başına bir iddianame niteliğinde: “Bürokrasi var, yazışmalar var, bloke edilen bütçeler var, detay isteyen makamlar var… Ama sahada çözüm yok.”
Plan var, kaynak yok…
Sorumluluk var, irade yok…
Hükümet aylardır, belki de yıllardır, Karpaz’daki eşek meselesini biliyor. Bölge halkının yaşadığı sıkıntılar da ortada, hayvanların maruz kaldığı kötü muamele de.
Hem insanı hem hayvanı koruyacak bir “Eşek Yönetim Planı” hazırlanmış ama uygulamaya geçememiş.
Neden? Çünkü bir yazı yazılamamış.
Çünkü bir bütçe açılmamış.
Çünkü bir imza atılamamış.
Sorulması gereken soru şu: Bir canın hayatı, hangi bürokratik prosedürden daha önemsiz olabilir?
Kamu yönetiminin temel görevi kriz çıktıktan sonra açıklama yapmak değil, kriz çıkmadan önlem almaktır.
Eğer bir hayvan günlerce yerde acı çekerek ölebiliyorsa, burada bireysel bir suçtan önce kamusal bir ihmal vardır.
Bu ihmal; yavaş işleyen, sorumluluğu dağıtan, hesap vermeyen bir yönetim anlayışının sonucudur.
Üstelik mesele sadece hayvan hakları değil.
Karpaz’daki eşekler konusu aynı zamanda kamu düzeni, tarımsal zarar, turizm algısı ve çevre yönetimi meselesidir.
Yani hükümetin doğrudan sorumluluk alanına girer. Buna rağmen süreç, “bütçe gelmedi”, “cevap bekleniyor”, “hazırlık aşaması var” gibi gerekçelerle öteleniyor.
Devlet dediğimiz yapı, acil durumlarda hızlanabilmeli.
Kaynak yaratabilmeli.
Öncelik belirleyebilmeli.
Eğer bir yönetim bir eşeğin hayatını kurtaracak kadar hızlı refleks gösteremiyorsa, yarın daha büyük krizlerde ne yapacak?
Bu ölüm münferit bir olay değil; bir yönetim zaafının sembolüdür. Çünkü ortada bilinen bir sorun, hazırlanmış bir plan ve aylardır süren bir bekleyiş var.
Sonuç: Acı içinde can veren bir hayvan.
Daha kaç can kaybı “prosedür tamamlanmadan” yaşanacak?
Sorumluların topu birbirine atmayı bırakıp somut adım atması gerekiyor.
Kaynak bulunmalı, plan uygulanmalı, denetim mekanizmaları kurulmalı.
Aksi halde her yeni ölüm, yalnızca failin değil, ihmali olanların da vicdanında bir iz bırakacaktır.
Ve unutulmamalıdır ki, bir toplumun medeniyet seviyesi, en savunmasız canlıya nasıl davrandığıyla ölçülür.
Karpaz’da yerde can veren o eşek, bize sadece acıyı değil, yönetme biçimimizi de gösterdi.










