Ana SayfaYazarlarSultan IşıkAynadaki Toz: Dünyayı Yargılamayı Bıraktığımızda Ne Kalır?

Aynadaki Toz: Dünyayı Yargılamayı Bıraktığımızda Ne Kalır?

Gözlerimizi açtığımız andan itibaren görünmez bir mahkemenin hem hakimi hem de savcısı oluyoruz. Sabah haberlerindeki bir siyasetçiyi, yolda önümüze kıran bir sürücüyü, sosyal medyada hiç tanımadığımız birinin hayat seçimini, hatta aynaya baktığımızda kendimizi... Durmaksızın yargılıyoruz.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Gözlerimizi açtığımız andan itibaren görünmez bir mahkemenin hem hakimi hem de savcısı oluyoruz. Sabah haberlerindeki bir siyasetçiyi, yolda önümüze kıran bir sürücüyü, sosyal medyada hiç tanımadığımız birinin hayat seçimini, hatta aynaya baktığımızda kendimizi… Durmaksızın yargılıyoruz.

​Dünya bize sunulmuş ham bir gerçeklikken, biz onu “iyi” ya da “kötü” etiketleriyle ambalajlamaya çalışıyoruz. Oysa bilgelik, tam da bu etiketleri yapıştırmayı bıraktığımız yerde başlar.

​Yargı: Negatifin Besin Kaynağı

​Eski bir öğreti der ki: “Bir şeyi yargıladığında, onunla aranda kırılmaz bir bağ kurarsın.”

​Biz bir durumu ya da insanı öfkeyle, kınamayla yargıladığımızda, aslında o şeyin içindeki negatif enerjiyi kendi dünyamıza davet ederiz. Birine “Ne kadar bencil!” diye bağırdığımızda, o bencilliğin yarattığı öfke dalgası önce bizim göğüs kafesimize oturur. Yargılamak, dışarıdaki karanlığa fener tutmak gibidir; feneri ne kadar çok açık tutarsanız, karanlığı o kadar net görür ve onunla o kadar çok vakit geçirirsiniz.

​Her yargı, evrendeki negatif enerjiyi besleyen bir oduttur. Biz kınadıkça, ateş daha da büyür. Ve işin ironik kısmı; o ateş en çok bizi yakar.

​İnsan zihni, kendini güvende hissetmek için sürekli birilerini “haksız”, kendisini ise “haklı” ilan etmek ister. Yargılamak, egonun en sevdiği hayatta kalma mekanizmasıdır. Ancak bu mekanizma bizi dünyadan ve insanlıktan koparır.
​Dünyada yargısız olmak, her şeyi onaylamak veya her kötülüğe göz yummak demek değildir. Yargısızlık; olanı, olduğu gibi görebilme cesaretidir. Bir insanın hatasını görüyorsak, bunu bir “infaz memuru” gibi cezalandırmak için değil, bir “hekim” gibi o hatanın arkasındaki yarayı anlamak için görmeliyiz. Çünkü biliriz ki; inciten insan, aslında incinmiş insandır.

​Şefkatin Alanını Açmak

​Yargıyı serbest bıraktığımızda, zihnimizde muazzam bir alan açılır. Bu alanın adı şefkattir.
​Dünyayı ve insanları kendi standartlarımıza göre hizaya sokma çabasından vazgeçtiğimizde, omuzlarımızdaki o ağır yük de hafifler. Negatifi eleştirerek veya büyüterek yok edemeyiz; onu ancak yargısızlığın getirdiği o sessiz, nötr alanda eritebiliriz.

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar