Ana SayfaKıbrısAile Birliğimiz Tehlike Altında

Aile Birliğimiz Tehlike Altında

“Aile düzeninin bozulduğu an bir topluluğun düzeni alt üst olur.” Bu cümle, basit bir öğüt gibi görünse de aslında bir milletin kaderini özetleyen ciddi bir gerçek. Çünkü millet dediğimiz yapı; yalnızca sınırlarla, bayrakla, marşla ayakta duran bir şey değil. Millet; evlerin içinden başlar, sofradan yükselir, anne-babanın çocuğuna verdiği terbiye ile şekillenir. Devlet, en sağlam kurumlarını bile inşa etse, eğer temelindeki aile çatırdarsa o bina eninde sonunda sarsılır.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Aile Birliğimiz Tehlike Altında

Prof. Dr. Ata Atun

 

“Aile düzeninin bozulduğu an bir topluluğun düzeni alt üst olur.”

Bu cümle, basit bir öğüt gibi görünse de aslında bir milletin kaderini özetleyen ciddi bir gerçek. Çünkü millet dediğimiz yapı; yalnızca sınırlarla, bayrakla, marşla ayakta duran bir şey değil. Millet; evlerin içinden başlar, sofradan yükselir, anne-babanın çocuğuna verdiği terbiye ile şekillenir. Devlet, en sağlam kurumlarını bile inşa etse, eğer temelindeki aile çatırdarsa o bina eninde sonunda sarsılır.

Aile, bir milletin var oluş sürecinde başka hiçbir yapının veremeyeceği sevgiyi, sorumluluğu ve vatan sevgisini veren en temel kurumudur. Türk toplumunun geçmişine baktığımızda en güçlü tarafımızın, zor zamanlarda bile dağılmayan aile yapımız olduğunu görürüz. Savaşlarda, yokluklarda, göçlerde, baskılarda; Türk Milleti “aile” dediği o küçük ama sağlam kale sayesinde ayakta kalabilmiştir. Çünkü Türk ailesi, yalnızca aynı çatı altında yaşayan insanlar topluluğu değil, bir kültür aktarım merkezidir, bir ahlak mektebidir, bir dayanışma ocağıdır. Bu yüzden devletin ve ordunun temeline “Türk ailesi”nin konduğu gerçeği, tarihimizin bize defalarca gösterdiği bir gerçektir.Evlatlarımız sağlam bir karakter kazandığında, inançla, ahlakla, adalet duygusuyla büyüdüğünde o milletin geleceği korunmuş olur.Anayasamızda “Aile Türk toplumunun temelidir” hükmü yer alırken, bu cümle sadece resmî bir ifade, bir temenni değil, uyarıdır.

Ancak günümüzde bu hakikat göz ardı edilmeye başlandı.

Çoğu evde artık çocuğun masrafı, okul başarısı, teknolojik imkanları konuşuluyor ama

ahlak, namus, kardeşlik, vatan, devlet, milletve bayrak gibi değerler önemini yitirmiş gibi.

Boşanmaların çoğalması, doğurganlığın azalması, çocuk sayısının düşmesi, komşuluk bağlarının zayıflaması, kardeşin kardeşe yabancılaşması tesadüf değil, sosyal medya vasıtası ile bizlere empoze edilmeye başlanan küresel bir şekillendirme çalışmasının, bir zihniyet değiştirme programının sonucu.

Ki geldiğimiz noktada insanlar artık birbirini akraba, komşu, yoldaş değil, rakip, yabancı, hatta yük gibi görmeye, toplum içi dayanışmamız zayıflamaya ve milli menfaatlerimiz geri plana ittirilmeye başlanmış durumda.

Burada anne ve babalara düşen sorumluluk çok büyük. Anne babalar çocuklarını iyi bir meslek sahibi yapmakla, altlarına son model araba almaklaebeveynlik görevleri tamamlanmış olmuyorlar.Evlatlarımızın geleceğini güvenceye almak için önce ülkenin geleceğini güvence altına alınması gerekiyor.

Vatan yoksa okulda, eğitim de yok. Bağımsızlık yoksa kazandığımız para da güvende değil.Bu yüzden aile içinde “ev hesabı” yapılırken, devlet hesabı da yapılmalı. Bayrağı, toprağı, milleti hesaba katmayan ev ekonomisi belki günü kurtarır ama uzun vadedegeleceğini kaybeder.

Bugün televizyonlarda, sosyal medyada, sokakta milletin aklıyla alay eden, kendi fikrinde olmayanları en galiz küfürlerle aşağılayan kişiler arttıysa, evlatlar ana babalarını bayramdan bayrama aramaya başladıysa, insanlar artık birbirlerinin zorluklarından, hastalıklarından haberdar olmuyorsa, kimse kimsenin sıkıntısını umursamıyorsa; bunun sebebi sadece dış güçler değil, aile yapımızın zayıflaması ve empati yeteneğiyle şekillenen toplum yapısındaki çözülmedir. Aileden başlayan bu çözülmenin sonucuinsanlar savunmasız kalmakta, iç ve dış saldırılara karşı yeterince koyamamakta.

Sorunun çözümüne gelecek olursak öncelikle yapılması gereken eğitim yoluyla ailenin eski kutsiyetinin, eski itibarının yerine konulması. Ardından aile yapısının güçlendirilmesi ve mutlaka eski aile sistemine dönülmesi gerekmekte. Büyüklerin sayıldığı, küçüklerin sevildiği, dayanışmanın bireysel değil, toplumsal yapıya yayıldığı, birbirini dinleyen/anlayan, birbirine omuz veren, milli menfaatleri önceleyen bir aile yapısı kurabilirsekbu yalnızca evlerimizi değil, ülkemizi de koruyacak, vatan toprakları üzerinde varlığımızı sürdürmeyigaranti altına alacaktır…

 

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN

Akademisyen,

KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili

 

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar