Kıbrıs’ta bir süredir gündemde olan Batı Nil Virüsü kuzeyde de tespit edildi. Sağlık Bakanlığı, üç kişinin testinin pozitif çıktığını açıkladı. Vakaların ortaya çıkmasıyla birlikte gözler yerel yönetimlerin sivrisinek ve çevre sağlığı mücadelesine çevrildi.
Lefkoşa Türk Belediyesi de sivrisinek üreme alanlarında ilaçlama ve larva mücadelesi yürütüldüğünü, ekiplerin dere yatakları, rögarlar, durgun su alanları ve benzeri noktalarda çalışma yaptığını duyurdu.
Bu çalışmalar önemli olmakla birlikte, Batı Nil Virüsü ile mücadele yalnızca ilaçlama araçlarının sokaklara çıkmasıyla sınırlı değil.
Başkent Lefkoşa’da çevresel kirlilik, düzensiz atık alanları, su birikintileri, bakımsız boş araziler ve sivrisineklerin üremesine elverişli noktalar uzun süredir vatandaşların şikâyetleri arasında yer alıyor.
Dünya Sağlık Örgütü de Batı Nil Virüsü ile mücadelede durgun su kaynaklarının ortadan kaldırılması, çevresel temizliğin sağlanması, su tutabilecek atıkların temizlenmesi ve sivrisinek üreme alanlarının azaltılmasını temel önlemler arasında gösteriyor.
Bu nedenle Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ilaçlama çalışmalarının yanında çevresel temizlik, denetim ve atık yönetimini de çok daha kapsamlı biçimde yürütmesi gerekiyor.
Mehmet Harmancı yönetimindeki LTB’nin halk sağlığını tehdit eden bu risk karşısında yalnızca ilaçlama faaliyetlerini öne çıkarması yeterli değil. Başkentte sokak temizliğinden boş arazilere, rögar bakımından su birikintilerine kadar bütünlüklü bir mücadele gerekiyor.
Batı Nil Virüsü artık teorik bir tehdit değil. Vakaların görüldüğü bir dönemde belediyecilikte ölçü, yapılan açıklamalar değil, sokakta ortaya çıkan sonuç olmalı.
Lefkoşa’da halk sağlığı için ilaçlamanın yanında temiz, denetimli ve sivrisinek üreme alanlarından arındırılmış bir kent düzeni oluşturulması gerekiyor.










