Ana SayfaYazarlarElif EvrenselBuradayız Poseidon, Kuzeyde...

Buradayız Poseidon, Kuzeyde…

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Sen mızrağını haritaya saplarken,
biz zeytin ağacını toprağa diktik.
Sen gazabını denizden yükselttin,
biz başımızı eğmeden adımızı buraya yazdık.

“Poseidon’un Gazabı” başlıklı bir İsrail makalesi, yalnızca diplomatik değil, doğrudan askeri bir senaryo içeriyor. Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki varlığını hedef alan bu yazı, adadaki güç dengelerini yeniden kurma arzusunu ilan ederken, asıl dikkat çekici olan şey ne kullanılan dil ne de yazının tehdidi. Asıl dikkat çekici olan, bu denklemin içinde Kıbrıslı Türklerin hiç yer almaması.

Haritada ordu var, üs var, gaz var.
Ama halk yok.
Biz yokuz.

O zaman sormak gerekir:
Bu haritada gerçekten var mıyız?
Varsak bile bizi kim görüyor?

Korunmak, görünmek değildir.
Ve görünmek, yalnızca bir ülkenin gölgesinde beklemekle mümkün olmaz.
Kendi adını dünyaya söylemeyen bir halk,
başkalarının yazdığı haritada ya yok sayılır ya da hedef olur.

Bugün Rum tarafı AB üzerinden konuşuyor. İsrail, kendi güvenlik doktrinini haritalarla şekillendiriyor. Yunanistan diplomatik dille askeri sınırlar çiziyor. Biz ise, kendi kendimize konuşuyoruz. Oysa dışarıdan kurulan her cümle, içerideki varlığımıza doğrudan etki ediyor.

Unutmayalım:
Adınızı siz koymazsanız, haritayı başkaları çizer.
Ve haritada yeriniz yoksa, tehlike sizinle başlar.

—

Peki, bu haritada adımızı nasıl yazarız?

Artık romantik yanıtlar yetmez.
Gerçek, yapılabilir, inşa edilebilir çözümler gerek:

  1. Çok dillilikle dünyaya seslenmeliyiz.
    Türkçeyle kendi içimizde konuşuruz.
    Ama dünyaya kendimizi anlatmak için İngilizce, Fransızca, Arapça, Rusça gibi dillerde yayın yapan bağımsız mecralara ihtiyacımız var.
    (Bu noktada [www.novostikipra.com] gibi yayınlar etkin şekilde kullanılmalı.)
  2. Uluslararası hukukta birey merkezli hak savunusu yapmalıyız.
    Tanınma tartışmasına takılmadan, eğitim, mülkiyet, seyahat, ifade özgürlüğü gibi alanlarda AİHM ve BM nezdinde adımlar atılmalı.
  3. Stratejik bir anlatı inşa etmeliyiz.
    Biz kimiz? Ne istiyoruz? Ne teklif ediyoruz?
    Dünya, yalnızca sızlananı değil, yön çizen halkı dikkate alır.
  4. Ankara ile eşitlik temelli bir ilişki geliştirmeliyiz.
    Garantörlük, tek taraflılık değildir.
    Sesimiz Ankara kadar duyulabilir olmadıkça, varlığımız başkalarının sözleriyle tanımlanır.
  5. Toplumsal adaleti içeride kurmalıyız.
    Göçmenin, kadının, işçinin hakkını savunmayan bir toplum,
    uluslararası düzlemde hak talep edemez.
    İçeride eşitlik yoksa, dışarıda güvenlik de olmaz.

—

Bu yalnızca bir harita meselesi değil.

Bu, toprağımızı değil, irademizi savunma meselesidir.
Bu, başkalarının kalemiyle değil, kendi sözümüzle var olma meselesidir.
Bu, “bizi kurtarsınlar” beklentisinden çıkıp,
“biz buradayız” deme cesaretidir.

Poseidon kendi gazabını yazadursun.
Biz kendi adımızı,
zeytin ağacının köküne yazdık.

Buradayız Poseidon. Kuzeyde.
Ve burası boş değil.

 

—

Yasal Bilgilendirme Notu:

Bu yazı, ifade özgürlüğü kapsamında, herhangi bir devleti veya kurumu suçlama amacı taşımamaktadır. Halk iradesini, barışçıl çözüm yollarını ve uluslararası hukuka dayalı varoluş hakkını savunan bir metindir. KKTC Anayasası’nın 1. ve 5. maddeleri doğrultusunda hazırlanmıştır.

—

Kaynakça:

Shay Gal, “Poseidon’s Wrath”, Israel Hayom, Temmuz 2025

KKTC Anayasası (1985), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (1950), BM Genel Kurulu Kararları (1960)

Aydınlık, Rudaw, Kıbrıs Gerçek, Haber 7, Reuters, AP News (2025 Temmuz–Ağustos)

[www.novostikipra.com] – Rusça çok dilli yayın örneği

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar