Ana SayfaYazarlarSerkan SoyalanKıbrıs’ın Hafızası Nerede?

Kıbrıs’ın Hafızası Nerede?

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

İstanbul, benim hayatımda çok önemli bir yeri olan, kadim bir şehirdir.

Geçtiğimiz hafta yine İstanbul’daydım.

İstanbul’un kalbi olan İstiklal Caddesi’nden Beyoğlu’na doğru yürürken, aslında yalnızca bir caddede yürümüyor, bir şehrin hafızasının, tarihin içinde dolaşıyordum.

SALT, ANAMED, Pera Müzesi, Türkiye İş Bankası Müzesi, Galata Mevlevihanesi, İstanbul Sinema Müzesi… Birbirinden farklı içeriklere, farklı hikâyelere ve farklı mimarilere sahip onlarca müze ve sergi mekânı aynı kent dokusunun içerisinde karşıma çıkıyordu.

Bir şehri şehir yapan yalnızca binaları, yolları, meydanları ve alışveriş merkezleri değildir. O şehri şehir yapan, geçmişiyle kurduğu ilişki ve insanına sunduğu kültürel hafızadır.

Müzeler de bu hafızanın en önemli taşıyıcılarından biridir.

Çünkü müze, yalnızca eski eşyaların sergilendiği sessiz bir bina değildir.

Müze, bir toplumun kendisine tuttuğu aynadır.

İstanbul’da beni en çok etkileyen şeylerden biri, müzelerin ve sergi alanlarının kentin günlük yaşamından kopuk olmamasıydı.

Bir sergiden çıkıyorsunuz, birkaç yüz metre sonra başka bir müzeye ulaşıyorsunuz.

Bir sanat eserine bakıyorsunuz, ardından sokağa çıkıp yüzlerce yıllık bir binanın önünden geçiyorsunuz.

Bir kahve içiyorsunuz, bir kitapçıya giriyorsunuz, sonra başka bir sergiye uğruyorsunuz.

Sanat, müze binasının içerisinde başlayıp bitmiyor.

Sokağa taşıyor.

İşte kent kültürünün en önemli taraflarından biri de, sanatın ve kültürün gündelik yaşamın bir parçası haline gelmesi…

Bunlar bir kentin yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor.

***

Peki bizde durum ne?

Kuzey Kıbrıs’ta müzelerimiz ve sergi salonlarımız var elbette.

Ancak sayı, çeşitlilik, süreklilik ve erişilebilirlik açısından hâlâ çok gerideyiz.

Üstelik elimizde olağanüstü bir avantaj bulunmasına rağmen…

Kıbrıs’ın kendisi başlı başına bir müzedir.

Binlerce yıllık bir ada tarihinden söz ediyoruz.

Antik çağlar, Roma, Bizans, Lüzinyan, Venedik, Osmanlı, İngiliz dönemi…

Ardından 20. yüzyılın büyük kırılmaları, göçler, savaşlar, bölünmüşlük, kayıplar, değişen kentler ve değişen toplumlar…

Bütün bunların her biri başlı başına bir tarih…

Ama biz bu büyük hikâyeyi yeterince sergileyebiliyor muyuz?

İnsanlarımıza, çocuklarımıza ve ülkemizi ziyaret eden turistlere bu hikâyeyi anlatabilecek yeterli kültür mekânlarımız var mı?

 

***

Örneğin Lefkoşa’yı düşünelim.

Surlariçi’nin kendisi yaşayan bir açık hava müzesi niteliğinde.

Ama bu tarihsel dokunun içerisinde çağdaş müzecilik anlayışıyla çalışan, kentin hikâyesini bütünlüklü biçimde anlatan bir kent müzesi neden olmasın?

Lefkoşa’nın mahalleleri…

Eski fotoğrafları…

Esnafı…

Zanaatkârları…

Sokakları…

Çocukluk hikâyeleri…

Kahvehaneleri…

Tiyatroları…

Spor kulüpleri…

Müzisyenleri…

Gazetecileri…

Kentin kadınları ve erkekleri…

Göç edenler…

Göç etmek zorunda kalanlar…

Bütün bunlar bir kentin hafızası değil midir?

Aynı şeyi Mağusa için de söyleyebiliriz.

Mağusa’nın surları, limanı, Namık Kemal Meydanı, Venedik geçmişi, Osmanlı dönemi, İngiliz dönemi, üniversite kültürü ve 20. yüzyıldaki dönüşümüyle başlı başına dev bir hikâyesi var.

Girne’nin liman kültürü, denizcilik tarihi, turizmi…

Karpaz’ın köy yaşamı, doğası ve gelenekleri…

Mesarya’nın tarımsal kültürü…

Her bölgenin anlatacak bir hikâyesi var.

Biz ise çoğu zaman bu hikâyeleri anlatacak mekânları yaratmakta zorlanıyoruz.

 

***

 

Oysa müze yatırımı yalnızca kültür yatırımı değildir.

Aynı zamanda kent yatırımıdır.

Ekonomik bir yatırımdır.

Turizm yatırımıdır.

Eğitim yatırımıdır.

Hatta sosyal bir yatırımdır.

Bir turistin Kıbrıs’a gelip yalnızca denize girmesi, kumarhaneye gitmesi veya otelde zaman geçirmesiyle; bir kentin tarihini, sanatını, müziğini, mutfağını ve kültürünü keşfetmesi arasında büyük fark vardır.

Dünyanın birçok yerinde turist artık yalnızca “nerede kalacağını” değil, “nedeneyimleyeceğini” de soruyor.

İnsanlar şehirlerin hikâyelerini görmek istiyor.

Roma’nın müzelerini, Paris’in galerilerini, Londra’nın kültür kurumlarını, İstanbul’un tarihi yarımadasını ve Beyoğlu’nu bunun için geziyor.

 

***

Ada ülkeleri açısından bu mesele daha da önemli.

Çünkü ada, kendi içerisinde sınırlı bir coğrafyadır.

Kaynakları sınırlıdır.

Ama hikâyeleri sınırsız olabilir…

Malta bunun çok güzel örneklerinden biridir.

İzlanda, müzeleri ve kültür merkezleri üzerinden kendi doğasını ve toplumsal hikâyesini anlatıyor.

İrlanda, edebiyatını ve yazarlarını kent kültürünün bir parçası haline getiriyor.

Küba, müziğini, devrim tarihini ve kültürel mirasını sokaklarına taşıyor.

Kıbrıs’ın da yapabileceği tam olarak budur.

Üstelik bizim hikâyemiz çok daha katmanlı.

Bu nedenle Kıbrıs’ta müze yapmak yalnızca geçmişi korumak değildir.

Kıbrıs’ın dünyaya kendisini anlatma biçimidir.

 

***

Bir de çocuklarımızı düşünelim.

Bir çocuğun müzeye götürülmesi, ona tarih kitabından birkaç sayfa okutmak değildir.

Çocuk eski bir fotoğraf gördüğünde, bir sanat eserinin karşısında durduğunda, bir müzik aletine dokunduğunda veya geçmişte kullanılan bir eşyanın hikâyesini dinlediğinde geçmiş soyut bir bilgi olmaktan çıkar.

Bu nedenle müzeler eğitim sisteminin de parçası olmalıdır.

Okullar müzelerle işbirliği yapmalı.

Çocuklar yalnızca sınavlarda öğrenmemeli tarihi.

Sokağa çıkarak, görerek, dokunarak, dinleyerek öğrenmeli…

 

***

Bir başka mesele de çağdaş sanat.

KKTC’de yetenekli sanatçılarımız, ressamlarımız, heykeltıraşlarımız, fotoğrafçılarımız, seramik sanatçılarımız, tasarımcılarımız, tiyatrocularımız ve müzisyenlerimiz var.

Ama onların eserlerini düzenli olarak sergileyebilecekleri, üretimlerini sürdürebilecekleri, uluslararası sanatçılarla buluşabilecekleri çağdaş sanat merkezlerimiz yeterli değil.

Bir şehirde sanatçı varsa, o şehirde sanat mekânı da olmalı.

Bir ülkede sanat üretiliyorsa, o sanatın izleyiciyle buluşacağı alanlar yaratılmalı.

Çünkü sanatçıyı yalnız bırakmak, aslında toplumun kendi kültürünü yalnız bırakmasıdır.

 

***

Bazen şehir planlamasını yalnızca yol, kaldırım, park, bina ve trafik üzerinden konuşuyoruz.

Oysa bir şehrin ruhu da planlanabilir.

Bir meydanın ortasına yalnızca taş döşemezsiniz.

Oraya bir hikâye de koyarsınız.

Bir binayı restore etmek yetmez.

O binanın insanlarla yeniden buluşmasını sağlarsınız.

Bir eski yapıyı korumak yetmez.

İçine hayat koyarsınız.

Müze bunun araçlarından biridir.

 

***

 

İstanbul’da geçirdiğim günlerde müzeler arasında dolaşırken bir kez daha fark ettim ki, kültür kurumları çoğaldıkça şehir küçülmüyor, büyüyor.

Çünkü her müze yeni bir kapı açıyor.

Her sanat merkezi yeni bir buluşma noktası yaratıyor.

Ve insanlar birbirleriyle yalnızca aynı sokakta yürüyen yabancılar olmaktan çıkıp, aynı kültürel deneyimi paylaşan kentlilere dönüşüyor.

Belki de bizim bugün en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri budur.

Birlikte hatırlamak.

Birlikte görmek.

Birlikte üretmek.

Birlikte düşünmek.

 

***

 

Lefkoşa’nın, Mağusa’nın, Girne’nin ve Kıbrıs’ın başka kentlerinin daha fazla müzeye, daha fazla sergi salonuna, daha fazla sanat merkezine ihtiyacı var.

Ama sadece bina yapmaya da ihtiyacımız yok.

Kültür politikası yapmaya ihtiyacımız var.

Devletin, belediyelerin, üniversitelerin, özel sektörün ve sanat dünyasının birlikte hareket edeceği uzun soluklu bir kültür planına ihtiyacımız var.

Çünkü müze açmak bir günün işi olabilir.

Ama hafıza inşa etmek bir toplum projesidir.

Ve artık bunu daha fazla ertelememeliyiz.

Çünkü şehirler sadece bugün yaşayan insanların değildir.

Onlar geçmişten bize kalan ve geleceğe bırakacağımız miraslardır.

Bir gün biz de bu sokaklardan geçip gideceğiz.

Ama arkamızda ne bırakacağımız, biraz da bugün hangi hikâyeleri koruduğumuza bağlı.

Kaldırımlar eskir, binalar değişir, meydanlar yenilenir.

Ama iyi kurulmuş bir müze, iyi anlatılmış bir hikâye ve iyi yaşatılmış bir kültür, kuşaktan kuşağa yaşamaya devam eder.

 

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar