Koop-Süt’ten yükselen artık yalnızca süt kokusu değil. Aylar süren mali kriz, ödenmeyen maaşlar, yansıtılmayan hayat pahalılığı zamları ve sessiz kalan ortak kurumlarla birlikte oluşan belirsizlik havası, kamuoyunda çok daha rahatsız edici bir soruyu gündeme taşıyor: Koop-Süt bilinçli biçimde işlevsizleştiriliyor olabilir mi? 2024 yılı itibarıyla kurumun kambiyo zararlarının 22 milyon TL’yi aştığı, üretimin daraldığı, çalışanların grev kararı aldığı ve raflardaki görünürlüğün azaldığı bir dönemde, bu soru artık yalnızca bir kuşku değil, kamusal bir endişeye dönüşmüş durumda.
Kurumu yönetenler yalnızca üreticilere ve çalışanlara karşı değil, kamuoyuna karşı da sessizliği tercih ediyor. Yönetim Kurulu kararlarının yasal sınırları aştığı, bazı müdürlerin görevden fiilen el çektirildiği ve Kooperatifler Yasası’nın dışına çıkan uygulamaların yaşandığı yönünde ciddi iddialar var. Şeffaflık ilkesi yerini kapalı devre bir yönetime bırakırken, çalışanlar ve üretici ortaklar alınan kararlarda dışlandıklarını ifade ediyor. Bu tablo, sadece bir kriz yönetimi eksikliği değil; kamusal güvenin sistematik biçimde aşındığını gösteren bir yapısal soruna işaret ediyor.
Koopbank’ın 2023 yılı sonunda açıkladığı 5 milyar 291 milyon TL’lik net kâr, KKTC tarihinde ender rastlanan bir finansal büyümeye işaret ediyor. Bu başarıda halkın bankaya duyduğu güven, kooperatif sisteminin kolektif katkısı ve yerel ekonomik dinamiklerin rolü büyük. Ancak kamuoyunun gözünden kaçmayan gerçek şu: Koop-Süt gibi, halkın temel ihtiyaçlarıyla doğrudan ilişkili bir yapıya, bu kârın hiçbir parçası yönlendirilmedi. Oysa Koopbank için sembolik sayılabilecek bir kredi bile, Koop-Süt için yaşamsal farklar yaratabilirdi. Bugün çalışan maaşları ödenemiyorsa, raflarda ürün azaldıysa ve üretici umut kaybediyorsa, bu yalnızca ekonomik bir sonuç değil, stratejik bir tercihsizliktir.
Bu yapı ne yazık ki KKTC’de daha önce de karşımıza çıktı. Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın iflası sonrası, Zirai Levazım, Binboğa Yem, SÜTEK, TÜK, Şeker Sigorta ve Et Kombinası gibi kamu kurumları benzer yollarla etkisizleştirildi. Hepsinde yönetim zaafı yaşandı, mali kriz derinleştirildi, kamusal destek geri çekildi. Sonunda ya kapatıldılar ya da sessizce işlevsiz bırakıldılar. Koop-Süt için henüz bu noktaya gelinmiş değil — ancak izlenen yolun, benzer bir sonla bitebileceğine dair güçlü işaretler var.
Oysa dünya deneyimleri, kooperatiflerin krize karşı yalnız bırakılmadan yeniden yapılandırılabileceğini gösteriyor. Yeni Zelanda’daki Fonterra, profesyonel yöneticilerle çiftçi temsilcilerini dengeleyerek güveni yeniden kurdu. Hollanda’da FrieslandCampina, sade sütle yetinmeyip katma değerli ürünlere yönelerek pazarda güçlü kalmayı başardı. Kanada’da Agropur, ortaklarının tüm finansal verilere dijital ortamda erişimini sağladı. İsveç’te Arla Foods, çalışan haklarını sosyal sözleşmelerle garanti altına aldı. Koop-Süt de benzer bir dönüşüm için hâlâ şansa sahip.
Bugün Koop-Süt ne batmıştır ne de tasfiye edilmiştir. Ancak kamuoyunda büyüyen inanç, eğer devlet ve Koopbank bu sürece müdahil olmazsa, kurumun bilinçli biçimde zayıflatılacağı yönündedir. Üretici üretmeye, çalışan emek vermeye, tüketici yerli ürünü desteklemeye hazır. Eksik olan kamusal irade ve kooperatif ilkelerine sadakat. Eğer bu irade gösterilmezse, süreç yalnızca teknik bir kriz değil, toplumsal bir güven kaybı olarak okunacaktır. Ve o zaman artık tesadüf değil, kasıt sorgulanacaktır.
Ve bu noktada şu soru kaçınılmazdır: Bu çöküşe sessiz kalan siyasi liderler, ülkenin üretim değerlerinin, kooperatif geleneklerinin, emeğin ve dayanışmanın göz göre göre yok edilmesine kimin için, ne adına sessiz kalmaktadır? Bu suskunluk bir tercihtir — ama bu tercih yalnızca onların değildir. Çünkü onları oraya taşıyan halktır. Şimdi hepimiz kendimize şu soruyu sormalıyız: Bu çöküşe razı mıyız? Değilsek, bu çöküşün sessiz ortaklarını yeniden seçmeye devam edecek miyiz? Yoksa bu yok oluşun tam ortasında hâlâ boş konuşmayı, suçlu aramayı, ama sorumluluk almamayı mı sürdüreceğiz?
Bu sınav, bu vatanın onurunu, emeğini ve yarınlarını koruma sınavıdır. Ve bu sınav, yalnızca Koop-Süt’ün değil, bu vatanın ortak geleceği için verilen bir sınavdır.
—
Kaynaklar:
– KKTC Merkez Bankası 2023 Faaliyet Raporu
– Kıbrıs Postası, Kıbrıs Manşet, Haber Kıbrıs, Detay Kıbrıs
– Koopbank ve Koop-Süt Resmî İnternet Siteleri
– Uluslararası kooperatif modelleri: Fonterra (NZ), FrieslandCampina (NL), Agropur (CA), Arla Foods (SE)
Yasal Bilgilendirme Notu:
Bu yazı kamuya açık bilgi ve veriler kullanılarak hazırlanmıştır. Koop-Süt, Koopbank ya da başka bir kurumu suçlamak amacı taşımamakta; yalnızca kamuoyunda yükselen yapısal endişeleri tarafsız ve kaynaklı biçimde analiz etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası çerçevesinde ifade özgürlüğü ve kamusal bilgi üretimi kapsamında değerlendirilmelidir.










