Her anne baba, evladının kötü alışkanlıklardan uzak durmasını ve doğru arkadaşlar, sağlıklı ortamlar seçmesini ister. Bunun için tüm imkanlarını seferber eder; kimi zaman cömertçe, kimi zaman kıt kanaat imkanlarla her türlü çabayı gösterir. Çünkü anne babanın en büyük davası, çocuğunu bu ülkenin gerçekleri ve şartları içinde hem memlekette tutabilmek hem de geleceği için sağlam bir yatırım yapabilmektir.
Yanı başımızda sınır kapısını geçtiğinde spordan, eğitime yaşıtlarının yaşadığı imkanları gören gençler, senin anlattığın masala inanır mı sandın.
Şimdi soruyorum size, “dava adamı” devlet erkânımız: Hiç Lefkoşa Atatürk Kapalı Spor Salonu’na, kurultay ya da seçim dışında gidip baktınız mı? Merdivenlerinden potasına, duvarlarından sandalyelerine, koridorlarından camlarına kadar incelediniz mi? Bu sözlerim, Gençlik ve Spor Dairesi’ne bağlı Lefkoşa’dan İskele’ye, Girne’den Güzelyurt’a tüm spor tesisleri için geçerli. Sizin o çok övündüğünüz “davanız”, bizim evlatlarımızın geleceğinden, bir toplumun yarınlarından daha mı kıymetli?
Gözümüz gibi sakındığımız, memleketteki olumsuzlukları gördükçe daha da korumaya çalıştığımız evlatlarımız, sizin “dava” dediğiniz çarpık siyasi zihniyetin gölgesinde heba olmasın diye, bizim davamız sizin davanızı yerle bir etmek olacak!
Geleceğinden endişe duyan bir nesle, spor komplekslerinin bakımını bile yapamayan aciz bir yapıyı değil dava, bir daha “davar” teslim ettirmemeliyiz.
Mücadelenizin sloganı, kutsal isimleri itibarsızlaştırmak değil, geleceğimizi yeniden inşa etmek için yenilenerek güven tesis etmek olsun!










