Ana SayfaYazarlarElif EvrenselSüt İnekleri Plansız İmarın Kurbanı Oldu!

Süt İnekleri Plansız İmarın Kurbanı Oldu!

Balya yok, yem pahalı, süt ineği kesimde. Bu tablo kuraklığın değil; plansız imarın, yanlış tarım politikalarının ve zamanında müdahale etmeyen kamunun sonucudur.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Bugün yaşanan balya krizi bir tesadüf değil.
Bu kriz ne sadece kuraklıkla ne de “piyasa şartlarıyla” açıklanabilir. Yaşananlar, yanlış tarım politikalarının, plansız imarın ve zamanında yapılmayan kamu müdahalesinin üst üste binmesidir. Sonuç nettir: balya yok, yem pahalı, hayvancı çaresiz ve süt inekleri kesime gidiyor.

Bir ülkede süt üreten hayvan kesime gönderiliyorsa, bu hayvancının hatası değildir. Bu, yönetim ve planlama sorunudur.

Hayvancılar aylardır uyarıyor.
“Balya bulamıyoruz.”
“Yem maliyetleri bu seviyede sürdürülemez.”
“Bu gidişle üretim durur.”

Bu uyarılara karşılık ne yapıldı?
Basın açıklamaları yapıldı.
Toplantılar yapıldı.
“Gündemimizde” denildi.

Ama sahada değişen hiçbir şey olmadı.

Oysa balya krizi gökten inmedi.
Bu kriz, topraktan çekildi.

Son yıllarda tarım arazileri plansız biçimde imara açıldı. Yonca ekilecek, arpa yetiştirilecek, kuru ot biçilecek alanlar betonla kaplandı. Tarım arazisi azaldıkça yerli yem üretimi düştü. Yerli üretim düşünce hayvancı ithalata bağımlı hâle geldi. İthalat pahalılaştıkça da sistem kilitlendi.

Bugün balya bulunamıyorsa, bunun nedenlerinden biri budur.
Toprak üretimden koparıldı.
Hayvancılık desteksiz bırakıldı.

Bu yüzden “süt inekleri plansız imarın kurbanı oldu” demek bir slogan değil, durum tespitidir.

Üstelik mesele sadece üretim alanlarının kaybı da değil. Tarım arazileri aynı zamanda doğal su tutma alanlarıdır. Bu alanlar betonla kaplandıkça toprak suyu tutamaz hâle geldi. Kuraklık daha sert hissedildi. Ot verimi düştü. Aynı arazi eskisi kadar balya veremez oldu. Plansız imar, sadece betonu değil, kuraklığın etkisini de büyüttü.

Zincir açık ve basittir:
Tarım arazisi azalıyor →
Yerli balya üretimi düşüyor →
Hayvancı ithalata bağımlı kalıyor →
Maliyet artıyor →
Süt ineği kesime gidiyor.

Peki bu sırada hükümet ne yapıyor?

Krizi yönetmiyor. Krizi izliyor.

Stratejik balya stoğu yok.
Yem ve balya fiyatlarını dengeleyecek mekanizma yok.
Kuraklık aylar öncesinden belliyken devreye sokulmuş bir acil plan yok.

Ama imar izinleri var.
Beton var.
Toplantı var.
Açıklama var.

Hayvancı bugün hayvanını keyfinden kesmiyor. Hayvancı, hayvanını yaşatacak koşullar kalmadığı için kesiyor. Asıl soru şudur: Devlet bu noktaya gelmeden neden müdahale etmedi?

“Kaynak yok” cevabı kabul edilemez. Kaynak, her zaman önceliklere göre bulunur. Demek ki sorun kaynak değil, tercihtir.

Bu bir hayvancılık krizi değildir.
Bu, planlama krizidir.
Bu, kamu sorumluluğu krizidir.

Ve bu kriz sadece hayvancıyı ilgilendirmez. Sofrasına süt koyan herkesi ilgilendirir. Bugün kesilen her süt ineği, yarın daha pahalı süt, daha pahalı peynir ve daha pahalı bir hayat demektir.

Toprağı betona teslim eden anlayış, hayvancıyı da tüketiciyi de yalnız bırakır.
Üretimi gözden çıkaran yönetim, geleceği de gözden çıkarır.

Bu yüzden mesele sadece balya değildir.
Bu, akıl, plan ve sorumluluk meselesidir.

Ve artık açıkça söylenmelidir:
Süt inekleri kesime giderken susmak,
toprak betonun altında kaybolurken seyretmek,
tarafsızlık değildir.

Bu, yanlışın sürmesine razı olmaktır.

Video: Mehmet Cetereisi

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar