Araştırmacı yazar Mete Hatay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ın her iki tarafında da etnik milliyetçiliğin güç kazandığını ve yaşanan olayların karşı toplumu şeytanlaştırmak amacıyla kullanıldığını belirtti.
Hatay, yıllar boyunca oluşturulan iki toplumlu ilişkilerin seçilmiş sözler, kesilmiş görüntüler ve bağlamından koparılan paylaşımlarla zarar gördüğünü kaydederek, liderlerin kullandıkları savunmacı dilin de zaman zaman bu ortamı beslediğini savundu.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, güneyde yükselen milliyetçiliğe ilişkin “Soğukkanlıyız, ciddiyetle takip ediyoruz” açıklamasına değinen Hatay, soğukkanlılığın önemli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmadığını ifade etti.
Hatay, “Sessizlik uzadığında tarafsız kalmaz; meydanı en gürültülü ve en saldırgan aktörlere bırakır” dedi.
Rum lider Nikos Hristodulidis’in uzlaşmaz tutumlarının Kıbrıs Türk tarafının kendi içine kapanmasının gerekçesi olamayacağını belirten Hatay, Hristodulidis’in bütün Kıbrıslı Rum toplumunu temsil eden tek bir siyasi görüş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Türk tarafının da geçmiş altı yıl boyunca ayrılıkçı bir siyaset izlediğini dünyaya ilan ettiğini savunan Hatay, bunun Kıbrıslı Rum toplumunda yarattığı güvensizliğin kısa sürede ortadan kalkamayacağını ifade etti.
Hatay, güvenin “önce karşı taraf adım atsın” anlayışıyla yeniden kurulamayacağını belirterek, Erhürman’ın doğrudan Kıbrıslı Rum toplumuna ulaşacak bir “charm offensive” başlatması gerektiğini savundu.
Güneydeki gazeteciler, sendikalar, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, gençler ve yerinden edilmiş insanların örgütleriyle doğrudan temas kurulabileceğini kaydeden Hatay, resmi müzakere masasının beklenmesinin gerekli olmadığını vurguladı.
Hatay açıklamasını, “Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha yüksek sesle karşılık vermek değil; etnik milliyetçilerin elinden sahayı alacak cesur, yaratıcı ve tek taraflı iyi niyet adımlarıdır” sözleriyle tamamladı.










