Ana SayfaAna SayfaEriyen Bir Ülkeyi Ancak Cesur Bir Değişim Kurtarır!

Eriyen Bir Ülkeyi Ancak Cesur Bir Değişim Kurtarır!

Kuzey Kıbrıs yılların kötü yönetimiyle adım adım erirken, bu çöküşü durduracak tek güç; kökeni, dili, inancı ne olursa olsun herkesin ortak iradeyle değişime yönelmesidir. Değişimi suçlayanlar kırılganlığını saklarken, ülkenin yeniden ayağa kalkması ancak cesur bir dönüşümle mümkün.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Kuzey Kıbrıs’ın yaşadığı değişim, yıllardır gözümüzün önünde ama çoğu zaman adını koymaktan kaçındığımız bir gerçeği anlatıyor: Bu ülke, yavaş yavaş eridi. Ekonomisi zayıfladı, kurumları çöktü, kamu düzeni gevşedi, hayat pahalılığı insanları nefes alamaz hale getirdi. Bir zamanlar kendi yağında kavrulabilen, üretimi sınırlı da olsa kontrolü kendi elinde olan ülke; bugün düzensizliğin, kötü yönetimin ve günübirlik siyasi kararların ağırlığı altında sendeleyen bir yapıya dönüştü.

Bu çöküşün kendiliğinden olmadığı açık. Yıllardır iktidara gelen hükümetler, ülkeyi ileri taşımak yerine sorunları halının altına süpüren, uzun vadeli plan yerine günlük siyasi hesaplarla hareket eden, vatandaşın değil partilerin çıkarlarını önceleyen bir yönetim anlayışıyla bu tabloyu oluşturdu. Kamu maliyesi darmadağın oldu, sosyal politika çöktü, kayıt dışı ekonomi devlete meydan okur noktaya geldi. Devletin temel görevi olan denetim, şeffaflık ve planlama ise neredeyse tamamen rafa kalktı.

Bu yüzden artık “değişim” lüks değil; zorunluluktur. Ve bu zorunluluk sadece parti değişikliğiyle sınırlı değil. Siyasi kültürün, karar alma süreçlerinin, toplumun birbirine bakış açısının ve birlikte hareket etme kapasitesinin topyekûn dönüşmesi gerekiyor. Yerlisi, yabancısı, Türkü, Rum’u, Maroniti, Afrika’dan geleni, Asya’dan kazanç arayanı… Bu ülkede kim yaşıyorsa, herkes bu dönüşümün doğal parçasıdır. Toprak kimseyi ayırmıyor; yasalar ayırmasın, siyaset ayırmasın, toplum ayırmasın.

Böyle bir ortamda insanların fikir değiştirmesi, siyasetçilerin tutum değiştirmesi, toplumun yeni gerçeklere göre pozisyon alması son derece normaldir. Dünya değişiyor, ülke değişiyor, ihtiyaçlar değişiyor. Aynı cümlelere yıllarca sarılmak “sadakat” değil; gerçekleri reddetmektir.

Bu nedenle değişimi “omurgasızlık” diye küçümseyenlerin gerçekte söyledikleri şey şudur: “Ben değişemiyorum.” Değişemeyen daha kırılgan olur. Esnemeyen dal kırılır, esnemeyen toplum çatlar, esnemeyen siyaset çöker. Kendini koruyamayan ve yenileyemeyen bir yapının ayakta kalması mümkün değildir. Sert görünen ama içi boş bir duruş, sonunda sahibini de taşımayı bırakır.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tabloyu yaratan tam da bu değişim korkusudur. Yıllarca reformdan kaçan, yenilenmeyi ihanet gibi gören siyasi anlayış; ülkenin direncini yok etti. Gelinen nokta, bu korkunun bedelidir.

Artık yeni bir sayfaya ihtiyaç var. Ülkenin yeniden ayağa kalkması, ancak birlikte hareket etmekle mümkün. Yerlisi-yabancısı fark etmeksizin herkesin hukukunu koruyan, sorunları birlikte çözen, ayrışmak yerine yan yana duran bir toplumsal irade kurulmadan hiçbir şey düzelmez.

Değişim kötü değil. Zamanında yapılmadığında ülke çürür. Zamanında yapıldığında ise yeni bir başlangıç yaratır. Kuzey Kıbrıs’ın ihtiyacı tam olarak budur: Cesur bir değişim, akılcı bir yönelim, ortak bir duruş.

Bu ülke ancak değişimle nefes alabilir ve tam da bu nedenle değişimden korkanların değil, değişimi sahiplenenlerin zamanı başlıyor.

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar