2022 yılının sonlarında büyük bir müjde verildi. E-Vize geliyor, dijital göç sistemi kuruluyor. Devlet artık ülkeye kimin, neden geldiğini saniyesinde bilecek, her adımı takip edecekti.
Bütçeler ayrıldı, ihale yapıldı, sözleşmeler imzalandı. Sistemin teslimi için yüzlerce günlük süreler konuşuldu. Takvimler 2023’ü gösterdiğinde iş daha da ciddileşti ve tüzük çıkarıldı. Kurumların birbirine bağlanacağı, herkese bir “Yabancı Kayıt Numarası” verileceği ve verilerin ortak bir havuzda buluşacağı anlatıldı. Polis, muhaceret, çalışma dairesi ve üniversiteler el ele verecek; işlemler hızlanıp denetim güçlenecekti.
Sonra derin bir sessizlik oldu.
2023 geçti.
2024 geçti.
2025 geçti.
Derken sene oldu 2026…
Biz bugün yine aynı müjdeyi dinliyoruz: “Göç-Sis geliyor, E-Vize hayata geçiyor, kurumlar birbirine bağlanıyor!”
Hala mı?
Ortada uzaya fırlatılacak bir roket yok.
Anlatılanlara göre yapılacak şey:
Devlet kurumlarının ellerindeki hazır verileri birbiriyle konuşturması. Bir dairedeki bilgisayarın, diğer dairedeki bilgisayarla veri alışverişi yapabilmesi.
Elbette kamu bilişim projeleri zordur. Yazılım geliştirilir, siber güvenlik testleri yapılır, veri tabanları uyumlu hale getirilir. Ama 2022’de ihalesini yaptığınız, 2023’te tüzüğünü çıkardığınız ve “birkaç aya açıyoruz” dediğiniz sistemi 2026’da hâlâ bir “devrim” gibi pazarlıyorsanız, kusura bakmayin ama artık geyik yapmamıza izin vereceksiniz.
Madem teknolojiyi devlet dairesinin kapısından içeri sokamadık, naçizane daha ekonomik bir çözüm önereyim:
Memur arkadaşlara birer USB bellek verelim!
Kurumlar arası ziyarete giderken yanlarında götürsünler. Odalarda kahve içilirken veriler de usulca transfer ederler. Hem kurumlar arası bağlar güçlenir hem de veri, hedef daireye muhtemelen bu üç yıllık bürokratik hantallıktan çok daha hızlı ulaşır.










