Ana SayfaAna SayfaTEVEKKÜL ÇAĞI

TEVEKKÜL ÇAĞI

Laik ve bilimsel eğitim hattını kırmaya yönelik ilahiyat baskısı, genç kuşaklara sorgulama yerine teslimiyeti dayatan yeni bir zihinsel dönüşümün kapısını aralıyor; KKTC, “akıl çağı” ile “tevekkül çağı” arasında kritik bir eşikte duruyor.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

KKTC’de eğitim politikaları üzerinden yürütülen yönlendirme, ülkenin geleceğini belirleyecek kritik bir kırılma noktasına dönüşmüş durumda. Laik ve bilimsel eğitim sistemini adım adım gölgeleyen bu yaklaşımın merkezinde, ilahiyat kolejleri ve bu kolejler üzerinden toplumun genç kesimine yeni bir zihniyet aktarımı bulunuyor. Mesele yalnızca bir okul modeli değildir; mesele, bu ülkenin genç kuşaklarının nasıl bir düşünce yapısıyla yetiştirileceği meselesidir.

Son dönemde artan hükümet baskısı, eğitim sisteminin önceliklerini altüst eden bir tablo yaratıyor. Bilim, teknoloji, dijitalleşme, dil eğitimi, eleştirel düşünce gibi temel ihtiyaçların olduğu bir dönemde, tüm enerjinin dini eğitim eksenli okullara kaydırılması, stratejik bir tercih değil, ideolojik bir dayatmadır. Bu dayatmanın özünde de “tevekkül” anlayışının gençlere yerleştirilmesi hedefi görülüyor.

Tevekkül, bireyin iradesini, sorgulama kapasitesini ve toplumsal katılımını gölgeleyen bir teslimiyet kültürüdür. Bu kültürün, eğitim sisteminin merkezine taşınması; üretmeyen, sorgulamayan ve hak aramayan bir kuşağın yetişmesini kaçınılmaz kılar. Laik eğitim yapısının önemi de tam burada ortaya çıkar: Laiklik, eğitimde tarafsızlığı, eşitliği ve özgür düşünceyi koruyan son savunma hattıdır. Bu hattın zayıflaması yalnızca akademik gerileme yaratmaz; toplumun özgüvenini, yaratıcılığını ve demokratik bilincini de aşındırır.

KKTC’nin karşı karşıya olduğu risk, basit bir “okul tartışması” değildir. Bu, ülkenin sosyo-kültürel yöneliminin sessizce yeniden şekillendirilmesi girişimidir. Eğitim üzerinden ideolojik bir hat kurmak, bugünün değil; yarının toplumunu hedef alır. Hangi kuşağın yetiştirileceğine dair karar, birkaç siyasi aktörün değil, tüm toplumun ortak iradesiyle alınmalıdır.

Gelecek; eleştirel aklı, bilimi, eşitliği ve özgürlüğü savunan bir eğitimle güvence altına alınır. Bu nedenle bugün yaşanan tartışma, yalnızca bugünün değil, yarının kaderidir. Eğitim sistemi, tevekkül çağının değil; akıl ve bilim çağının omurgası olmak zorundadır.

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar