Hala meselenin özünü kavrayamadık. Konuyu sürekli aynı noktaya taşımak, neredeyse İlber Ortaylı’nın meşhur repliğine dönüştü: “Cahille sohbeti keseli çok oldu.”
Bu halkı aynı ikilemin içine sıkıştırıp ısrarla kutuplaştırarak KKTC’de yaşanan gerçekleri örtbas etmek, halka yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Yıllardır federasyon tezleriyle oyalanan halk, şimdi de iki devlet teziyle aynı kısır döngüye sürükleniyor.
Halk artık uluslararası siyasetin rüzgarından kurtulmak ve insanca yaşayabileceği koşulların yaratılmasını istiyor. Federasyon mu, iki devlet mi? Bu, halkın umurunda bile değil. Tek dertleri, kötü yönetim anlayışından, itibarsız ve liyakatsiz kurumsal yapılardan kurtularak KKTC’nin ilelebet varlığını sürdürmesidir.
Sayın Tatar ve destekçileri, iki devlet tezinden başka tutunacak dalları olmadığını biliyor. Çünkü geçen beş yılda ne hükümet ne de Sayın Tatar, halkı iyi bir geleceğe taşıyacak, itibarlı ve liyakatli bir yapı vadedebildi. Bu yüzden her zamanki gibi “böl, parçala, kazan” taktiğini sahada uygulamaya koyuldular.
Buna gerek yok! Karşınızdaki düşman değil, mevcut beceriksizliğe alternatif bir aday. Bu aday kazanamayabilir de, ama yarışı sulandırmak, halkın inancını yitirmesine yol açar. Sahada orantısız güç kullanıyorsunuz; adaletli bir yarış olmuyor. Siz de biliyorsunuz ki adil bir yarışta sonuç çoktan belli olurdu.
Sayın Erhürman tüm halkı temsil ettiğine inanıyor mu? Oy verecekler buna “evet” demeyebilir. Ancak beş yıllık tecrübe, halkı “belki” diyerek alternatif arayışına itiyor.
Tüm yaşananları masaya yatırdığımızda, KKTC halkına layık görülen buysa, bunu oturup değerlendirmek gerekir.










