Ana SayfaAna SayfaKADIN ÖLDÜ!

KADIN ÖLDÜ!

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Size “çaresizliği” anlatsam…
Acaba anlayabilir misiniz beni?
Yaşamadan, şahit olmadan, canınız yanmadan mümkün mü bu?
Kendinizi yerine koymanız…

Tıkayarak kulağınızı, yumarak gözünüzü ya da en azından susarak, hep beraber…
Yok, sayabilir miyiz acıları?
Peki ya umutsuzluklar?
Düşünün ki “bir avuç kuru toprak”, can çekişerek sizden bir damla su dileniyor ve siz vermiyorsunuz…
Siz…
Vermiyorsunuz efendiler…
Deme ki “toprak”!
Çevrenizde can çekişen insanlar var ve siz susuyorsunuz!
Pekâlâ, gözünüzün önünde oluyor tüm bunlar!
Duyuyor, işitiyorsunuz sesleri!
Gel gör ki, susuyorsunuz…

Düşünün…
Kadın bedeninin sınırlı gücüne meydan okuyan o erkek kişiyi…
Heybetli boyunu, kuvvetini, öfkesini düşünün.
Düşünün; bu nefretin sağanak gibi aciz bir kadın üzerine yağdığını…
Fırtınayla, boranla beraber…
Bir “tufan” düşünün mübarekler!
Sözlerin kifayetsizliğini, sessizliğin anlamsızlığını, direnmenin faydasızlığını…
En çok da kimsesizliği düşünün…
Sonra da o kıyametin orta yerinde; küçücük elleri yumuk, ağzı süt kokan, teni kadife, saçı ipek yavrunuzu düşünün…
Düşünün…
Korkmadan, kaçmadan düşünün…
Düşünün ki anlayın!
Her kadının bir ananın, bir babanın evladı olduğunu…

O kadın ki:
Doğacak her yeni günden, en çok da geceden ürker.
“Yer yarılsın da içine gireyim, görünmeyeyim ortalarda,” der.
Ama ev; aş ister, temizlik ister, hizmet ister…
Celladı hiçbir şey yapmasa, kendine eğlence ister.
“Gel,” denilir, gelir kadın…
“Git,” denilir, gider kadın…
Korkuyla, küçücük ayacıklarının ucuna basa basa.
“Yer yarılsın, içine gireyim!”
Ama ne yer yarılır, ne gök iner, ne kapı çalar, ne de biri bu işkenceye “Dur!” der…

Bilmem, gözünüzün içine baka baka yumruk atıldı mı göğsünüze?
Gırtlağınıza çöktü mü bir Allahsız?
Nefesinizi kesti mi?
Küfürle, akla hayale gelmeyecek hakaretlerle…
Bilmem, tehdit ettiler mi sizi hiç?
“Seni benim elimden kim alacak?” diye…
Ve düşündünüz mü o an:
“Beni bu Allahsızdan kim kurtaracak?” diye…

Fenadır çaresiz kalmak…
Hele de paran yoksa…
Paran yoksa kimsen yoktur ya, hoş…
Neyse…
Zordur yokluk, azizim…
“Alayım başımı, kaçayım uzaklara,” desen…
Ne mümkün!
Velev ki çıktın evden; nereye, nasıl gideceksin?
Ne güvenilir bir çatısı var devletin, sığınasın…
Ne de otobüsü, atlayıp kaçasın…
Polis mi? Köy karakolunda…
Hem kimi kime şikâyet edeceksin?

Hepiniz bir, kadın tek!
Durmayın; akıl verin, eleştirin, suçlayın, yargılayın…
Elinizde de bir yığın taş…
Atın da atın!
Oluk oluk kanatın…
İşiniz bitince de bir bir çekilin…

Ahh kadın…
Sen miydin feryadına kulak asmadığımız?
Sabah ki ölümüne uyandık!
Adına “intihar” dedikleri…
Celladının kurbanı…
Küçücük elleri yumuk, ağzı süt kokan, teni kadife, saçı ipek…
Affet bizi!

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar