KKTC’de ilaç sıkıntısı artık yeni bir kriz değil; çözülemeyen kronik bir sağlık sistemi sorununa dönüşmüş durumda.
Hastanelere ve kamu sağlık birimlerine başvuran vatandaşlardan, temel ilaçlara ulaşamadıkları yönündeki şikâyetler gelmeye devam ediyor. Sorunun en dikkat çekici tarafı ise eksiklik haberlerinin artık aylarca tekrar edilmesi değil, yapılan alımlara rağmen aynı tablonun yeniden ortaya çıkması.
Sağlık Bakanlığı, Ocak 2026’da Türkiye’den hibe edilen “acil ilaçların” yüzde 80’inin teslim alındığını açıklamış, ardından yaklaşık 1,8 milyar TL tutarında yeni ilaç ihalesi yapılacağını duyurmuştu. Bakanlığın resmi kayıtları, yaz ayları ve eylül ayında da art arda çok sayıda ilaç alım süreci yürütüldüğünü gösteriyor.
Üstelik Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği, 16 Eylül’de piyasada bulunduğunu belirttiği bir tansiyon ilacından 90 bin 20 adet “çok acil” alım yapılmasının gerekçesini kamuoyuna sordu.
Ortaya çıkan tablo artık “ilaç neden yok?” sorusunun ötesinde.
Alım yapılıyor, ihale açılıyor, hibe geliyor. Buna rağmen vatandaş ilacını aramak zorunda kalıyorsa, açıklanması gereken asıl mesele tedarik zincirinin hangi noktasında sistemin aksadığıdır.
Çünkü vatandaşın ihtiyacı yeni bir ilaç yokluğu açıklaması değil; reçetesindeki ilacı eczane kapısında aramadan alabilmek.










