Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde çalışma hayatını derinden sarsacak bir düzenleme, Resmi Gazete’de sessiz sedasız yürürlüğe girdi. Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu’nun açıklamalarıyla kamuoyunun gündemine taşıdığı 30 Ocak 2026 tarihli “Yasa Gücünde Kararname”, sadece üçüncü uyruklu işçileri değil, aslında tüm emekçilerin maaşlarını doğrudan tehdit eden bir süreci başlatıyor.
Sessiz Kararname ile Gelen İlk Darbe
Kararname ile devlet, üçüncü uyruklu işçiler için Sosyal Sigorta’ya yatırdığı yüzde 6’lık prim desteğini yüzde 1,25’e düşürdü. Aradaki yüzde 4,75’lik fark ise doğrudan işçinin maaşından kesilmeye başlandı.
Bu uygulama, “yabancı işçiye yönelik bir düzenleme” gibi sunulsa da, sosyal güvenlik sisteminin finansman modelinin emekçi aleyhine değiştirilmesidir. Devletin üzerindeki prim yükünü çekip işçinin üzerine yıkması, net ücretlerdeki ilk ciddi gerilemeyi beraberinde getirmiştir.
Meclis’teki “Gizli” Yetki: Maaşlar Bir Gecede Eriyecek
Asıl tehlike ise Meclis gündeminde bekleyen Sosyal Güvenlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nda saklı. Tasarının 15’inci maddesi ile Bakanlar Kurulu’na, prim oranlarını toplam prim oranlarının iki katına kadar artırma yetkisi veriliyor.
Bu yasal değişiklik hayata geçerse, hükümet herhangi bir yeni yasa veya tüzük çıkarmasına gerek kalmadan, tek taraflı bir kararla prim oranlarını mevcut seviyelerden (vatandaş için işçi payı %9’dan %18’e, işveren payı %11’den %22’ye) çıkarabilecek. Bu durum, matematiksel olarak net asgari ücretin 52 bin TL seviyelerinden 47 bin TL bandına kadar düşmesi demektir. Yani, bir sabah uyandığınızda maaşınızda yasal bir “zam” değil, aksine bir “erime” ile karşılaşabilirsiniz.
Primler Hizmet Olarak Mı Dönüyor?
Sosyal güvenlik sisteminin mantığı, ödenen primlerin sağlık ve sosyal yardımlar olarak geri dönmesidir. Ancak yeni düzenleme ile üçüncü uyruklu işçilerin gebelik, doğum ve emzirme gibi temel hakları ellerinden alınıyor. Hizmet almayan bir çalışandan daha fazla prim kesilmesi, bu primlerin artık sosyal güvenlik değil, devletin bütçe açıklarını kapatmak için kullanılan “gizli bir vergi” haline geldiğini kanıtlıyor.
Anlatılan Sizin Hikayenizdir
Hükümet, toplumun “bu mesele sadece yabancıları ilgilendiriyor” yanılgısına güvendiği için bu adımları cesurca atıyor. Oysa emekçilerin hakları bir bütündür; bugün yabancı işçinin elinden alınan hak ve artırılan prim yükü, yarın tüm vatandaşlar için standart bir uygulama haline getirilecektir.
Münür Rahvancıoğlu’nun haklı olarak vurguladığı gibi, “anlatılan sizin hikayenizdir.” Emekçinin cebinden alınan her kuruş, aslında devletin bütçe açıklarını kapatmak için başvurulan bir kolaycılıktır. Bu süreç, sadece yabancı işçilerin değil, emeğiyle geçinen herkesin geleceğini doğrudan hedef almaktadır.
Ekmeğimize, emeğimize ve insanca yaşam hakkımıza sahip çıkmak için, bu “gizli” düzenlemelerin ve net maaşlarımızı hedef alan bu sistemin karşısında durmak zorundayız.










