Elinize bir kâğıt, bir kalem alın. Sadece bir kez olsun oturun ve düşünün: Hayattan ne istiyorsunuz? Yazmaya başlayın, içinizden geleni dökün kâğıda.
Biliyor musunuz, şimdiye kadar ilk sıraya “para” yazanı görmedim. Hepimiz, evet hepimiz, ilk sıraya -sağlığı- koyarız. Peki, ya sonra? Memleketimde sağlığım tehlikeye girerse güvende miyim, diye sorun kendinize. Evladınız, aileniz, sevdikleriniz için ettiğiniz duaların başında ne var? Tabii ki sağlık!
Sonra para… Ama öyle uçuk kaçık zenginlikler değil; -kimseye muhtaç olmadan, alın teriyle hak ettiğini alan- bir para. Bu düzende, hakkıyla kazananları yazabilecek misiniz? Yoksa hakkı olmadan köşeyi dönenlerin hikayelerini mi karalayacaksınız o kâğıda?
Ve eğitim… Çocuklarımız hak ettikleri eğitimi alıyor mu? Bu sistemde, gururla “Evet, alıyorlar!” diye yazabilecek misiniz?
Peki, adalet? Beyaz kâğıdınıza şu cümleyi yazabilecek misiniz: “Her şeye rağmen adalete güveniyorum, memleketim adaletle yönetiliyor.”Cesaretiniz var mı buna?
Eğer bu dört başlık – SAĞLIK, PARA, EĞİTİM, ADALE – memleketinde hâlâ yaşıyorsa, hâlâ umut varsa, o zaman durma! Ver coşkuyu, bırak sistem yürüsün, gitsin!










