Bir ülkenin dijital geleceği, yalnızca internet hızına değil, o altyapının kimin kontrolünde olduğuna da bağlıdır.
Kıbrıs’ın kuzeyinde gündeme gelen “Evden Eve Fiber” projesi, teknik olarak çağdaş bir adım gibi görünse de, idari ve mali açıdan önemli bir soruyu yeniden gündeme taşıyor:
Neden bu yatırım, yerel kamu kurumu olan Telekomünikasyon Dairesi üzerinden değil de dış bir şirket aracılığıyla yürütülüyor?
Sorunun merkezinde bir bütçe tercihi var. Eğer gerçekten amaç hızlı ve modern bir altyapı kurmaksa, aynı finansman kaynağı Telekomünikasyon Dairesi’ne aktarılabilir, kurumun teknik kapasitesi güçlendirilebilirdi.
Oysa tercih edilen yol, kamusal yapıyı geliştirmek yerine, özel bir şirketin her ne kadar Türkiye merkezli ve güçlü bir kurum olsa da kontrolüne daha fazla alan açmak yönünde oldu.
Bu, salt bir ekonomik tercih değil; bir egemenlik meselesidir.
Telekomünikasyon Dairesi uzun yıllardır yatırım eksikliği, araç ve ekipman yetersizliği, personel sıkıntısı gibi gerekçelerle geriye itildi. Ancak bu gerekçeler kendi başına birer “neden” değil, yanlış politikaların sonucudur.
Bir kamu kurumunun zayıflatılması, sonrasında “yetersiz” ilan edilerek yetkilerinin devredilmesini kolaylaştırır.
Bugün yaşanan tam da budur:
Kamu kurumu görevini yerine getiremez hale getirilmiş, ardından aynı görev dışarıya devredilmiştir.
Üstelik bu devrin koşulları kamuoyuyla paylaşılmamış, ihale ve denetim mekanizmaları belirsiz kalmıştır.
Hangi gelir modeli uygulanacak?
Fiber hatlardan elde edilecek kazanç kim tarafından toplanacak?
Telekomünikasyon Dairesi bu modelde nasıl bir rol üstlenecek, yoksa sadece “izin veren kurum” konumuna mı indirgenecek?
Bu soruların yanıtı olmadan atılan her adım, teknik gelişme değil, idari yetki kaybıdır.
Bugün dünyada dijital egemenlik kavramı, enerji ya da su kadar stratejik bir mesele haline gelmiştir.
Avrupa Birliği bile veri merkezlerini yerelleştirmeye, bulut bilişimde “Avrupa bulutu” kurmaya çalışıyor.
Çünkü iletişim altyapısını başka bir ülkenin şirketine bırakmak, kısa vadede kolaylık sağlasa da, uzun vadede veri, kontrol ve politika bağımlılığı yaratır.
Kuzey Kıbrıs’ta yapılması gereken açıktır:
Telekomünikasyon Dairesi’nin yeniden yapılandırılması, bütçesinin güçlendirilmesi, teknik kadrolarının desteklenmesi ve modernizasyon projelerinin doğrudan kamu kaynaklarıyla yürütülmesidir.
Yatırım yapılacaksa, bu ülkenin altyapısına, kurumuna ve insanına yapılmalıdır.
Çünkü dijital çağda bağımsızlık, yalnızca toprakla değil, veriyle ve bağlantıyla ölçülür.










