Ana SayfaAna SayfaErken Maaş Artışı: Sosyal Destek mi, Bütçe Onarma Operasyonu mu?

Erken Maaş Artışı: Sosyal Destek mi, Bütçe Onarma Operasyonu mu?

Hükümetten matematiksel illüzyon! Nisan ayında verilecek %7,60’lık artışla göz boyayan Maliye, yıl sonuna kadar maaşları sabitleyerek bütçe açığını halkın alım gücüyle kapatıyor. İşte 10-12 milyar liralık büyük tasarrufun ve kamu vicdanını yaralayan bütçe kurnazlığının iç yüzü.

spot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Maliye Bakanlığı’nın hayat pahalılığı artışını Temmuz yerine Nisan ayında maaşlara yansıtma kararı, ilk bakışta çalışanı korumaya yönelik bir sosyal politika gibi görünmektedir. Ancak maaş artışlarının zamanlaması bütçe matematiği açısından incelendiğinde, bu kararın sadece sosyal bir düzenleme değil, aynı zamanda maliye politikası aracı olduğu görülmektedir. Tartışılması gereken konu verilen artışın oranı değil, artışın hangi dönemin yerine verildiği ve yılın geri kalanında maaşların nasıl güncelleneceğidir.

Normal uygulamada hayat pahalılığı ödeneği Ocak ve Temmuz aylarında maaşlara yansıtılmaktadır. Temmuz ayında yapılması gereken artışın öne çekilerek Nisan ayında verilmesi, eğer yıl içinde başka bir artış yapılmayacaksa, maaşların fiilen Ocak 2027’ye kadar sabit kalması anlamına gelmektedir. Bu durumda çalışan Nisan ayında yüzde 7,60 artış alacak, ancak yılın geri kalan yaklaşık dokuz aylık döneminde yeni bir düzenleme yapılmayacaktır.

Bu kararın bütçe etkisini anlamak için kamu maaş giderlerinin büyüklüğüne bakmak yeterlidir. Kamu çalışanları, emekliler ve yerel yönetim personeliyle birlikte yaklaşık 95 bin kişiye maaş ödenmektedir. Ortalama maaş ve sosyal güvenlik maliyetleri birlikte değerlendirildiğinde kişi başına toplam maliyetin yaklaşık 55–60 bin TL seviyesinde olduğu bilinmektedir. Bu büyüklük üzerinden yapılan basit bir hesap, maaşlarda yılın ikinci yarısında yapılmayacak veya gecikecek bir artışın bütçeye milyarlarca liralık bir giderin ertelenmesi anlamına geldiğini göstermektedir.

Yaklaşık bir hesapla;
95 bin kişi × ortalama 60 bin TL maliyet × yapılmayacak yaklaşık yüzde 20–25’lik artış × 9 ay
şeklinde yapılan hesap, bütçede yaklaşık 10–12 milyar TL seviyesinde bir maaş giderinin ödenmemesi veya ertelenmesi anlamına gelmektedir. Bu rakam, bütçe açığını kapatmak açısından son derece büyük bir kalemdir.

Buradaki temel mesele verilen yüzde 7,60’lık artış değil, yıl sonuna kadar enflasyonun artmaya devam etmesi halinde maaşların sabit kalacak olmasıdır. Enflasyon yıl sonunda yüzde 30–35 bandına ulaştığı takdirde, çalışan yıl boyunca toplamda yaklaşık yüzde 7,60 artış almış olacak ve aradaki fark doğrudan alım gücü kaybına dönüşecektir. Bu durumda bütçe dengesi, kamu çalışanı ve emeklilerin alım gücünün düşmesi üzerinden sağlanmış olacaktır.

Sonuç olarak mesele bir maaş artışı meselesi değil, maaş artışlarının zamanlaması meselesidir. Maaş artışını öne çekmek, eğer yıl içinde yeni bir artış yapılmayacaksa, çalışan için ek bir kazanç değil; devlet için maaş giderlerinde milyarlarca liralık tasarruf anlamına gelmektedir. Bu nedenle erken maaş artışı, sosyal bir destek politikası mı yoksa bütçe açığını kontrol altına alma yöntemi mi olduğu sorusunu beraberinde getirmektedir.

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

POPÜLER HABERLER

En Son Yorumlar