Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, “Şimdi Söz Bizde” başlığıyla düzenlediği basın toplantısında partisinin yeni dönem hedeflerini, Ortak Gelecek Programı’nı ve göreve gelmeleri halinde önceliklendirecekleri beş başlığı açıkladı.
İncirli, konuşmasına “Ülkemiz yeni bir döneme başlıyor” sözleriyle başlayarak, CTP’nin sözünün dürüstlük, eşitlik, adalet ve demokrasi olduğunu söyledi. İyi yönetim, liyakat, şeffaflık ve hesap vermenin de temel ilkeleri arasında bulunduğunu belirten İncirli, yolsuzlukların araştırılması, usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması ve sonuçlarının gereğinin yerine getirilmesini de “hesap sormak” olarak tanımladı.
Çalışmak, üretmek, ilerlemek ve hizmet etmenin CTP’nin diğer sözleri olduğunu ifade eden İncirli, ülkenin kaynaklarının ülke insanı için kullanılacağını ve üreten, güçlenen bir ekonomi hedeflediklerini söyledi.
Gençlerin geleceği, çocukların umudu ve emeğin hakkının da öncelikleri arasında bulunduğunu belirten İncirli, “Çünkü biz çalışanlarız. Biz üretenleriz. Biz gençleriz, kadınlarız, emeklileriz. Biz bu ülkenin insanlarıyız. Biz halkız” dedi.
İncirli, CTP’nin yeni dönem sloganını ise “Şimdi Söz Bizde. Dürüst Yönetim, Güçlü Hizmet, Güvenli Gelecek” olarak açıkladı.
“HALKIN DEĞİŞİM İSTEĞİ ÇOK AÇIK”
Halkın değişim isteğinin açık olduğunu belirten İncirli, bu beklentinin yalnızca hükümet edecek siyasi partinin değişmesinden ibaret olmadığını söyledi.
İncirli, halkın ülkedeki kötü gidişatın değişmesini, sorunların çözülmesini ve geleceğe güvenle bakabilmeyi istediğini ifade etti.
Mevcut düzensizliğin “kontrolsüzlüğü, keyfiliği, liyakatsizliği, partizanlığı, yolsuzluğu, hesap vermeyen bir yönetim anlayışını ve felaketleri” dayattığını savunan İncirli, “Biz bunu değiştireceğiz” dedi.
Yeni dönemin “halkın iktidarı” olacağını söyleyen İncirli, kötü niyetli ve kötü yönetim nedeniyle kaybedildiğini belirttiği değerleri teker teker geri kazanmak, kurumları yeniden ayağa kaldırmak ve geleceği kendi elleriyle kurmak için geldiklerini ifade etti.
İncirli, ilk olarak kötü gidişatı durduracaklarını, ardından kurumları tamir ederek kamu hizmetlerini iyileştireceklerini söyledi. Ülkenin bilgi birikimini, yetişmiş insan gücünü, üretim kapasitesini ve kurumsal deneyimini yönetime taşıyacaklarını belirten İncirli, kalıcı reformlar, yatırımlar ve yeni politikalarla geleceği birlikte kuracaklarını kaydetti.
İncirli, halkın toplumsal varlığını ve kimliğin bir parçası olan demokratik iradeyi savunmaya devam edeceklerini de söyledi.
Bu ülkedeki varlığa, kimliğe, karaktere, ortak toplumsal değerlere, ekonomik, sosyal ve kültürel varlıklara sahip çıkmak isteyen her yurttaşla birlikte yürüyeceklerini belirtti.
“ORTAK GELECEK PROGRAMI HAZIR”
Uzmanlar, akademisyenler, sektör temsilcileri, meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi kadroların geniş katılımıyla hazırladıkları Ortak Gelecek Programı’nı kamuoyuyla paylaşmaya başladıklarını açıklayan İncirli, programın ana taahhüdünü “Yönetimde Güven, Ekonomide İstikrar, Üretimde Büyüme” sözleriyle ifade etti.
Hedeflerinin adil, üretken, dayanıklı ve yaşanılabilir bir yurt kurmak olduğunu belirten İncirli, karşı karşıya olunan sorunların birbirine bağlı olduğunu söyledi.
İncirli’ye göre kamu yönetimindeki güvensizlik ekonomide öngörülebilirliği zayıflatırken, ekonomik istikrarsızlık üretimi, istihdamı ve alım gücünü baskılıyor. Üretimdeki zayıflığın kamu gelirlerini, sosyal güvenliği, sağlık ve eğitim hizmetlerini sınırladığını belirten İncirli, nüfus verilerindeki belirsizliğin ise okuldan hastaneye, konuttan ulaşıma kadar bütün planlamaları güçleştirdiğini ifade etti.
“Birbirine bağlı sorunlar, birbirinden kopuk vaatlerle çözülemez” diyen İncirli, çözümün önceliği, takvimi, kaynağı, sorumluyu ve başarı ölçüsünü aynı çerçevede buluşturan güçlü bir programla mümkün olduğunu söyledi.
Ortak Gelecek Programı’nın odağının ülkeyi iyi yönetmek, kurumları güçlendirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu belirten İncirli, bunu yaparken Kıbrıs’ta çözüm ve barış iradesinden, Avrupa Birliği’ne kurumsal hazırlık hedefinden ve dünyayla bütünleşme vizyonundan kopmadıklarını söyledi.
Bunların ortak geleceğe ilişkin siyasal ufkun ayrılmaz parçaları olduğunu belirten İncirli, programın ekonomi, kamu yönetimi, sağlık, eğitim, üretim, çalışma yaşamı, enerji, çevre, nüfus ve muhaceret ile sosyal politikaları kapsadığını kaydetti. Programı ilgili paydaşlarla ve ülkeyi adım adım dolaşarak paylaşmaya devam edeceklerini ifade etti.
“TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER ‘KARŞILIKLI SAYGI VE KURUMSALLIK’ TEMELİNDE YÜRÜTÜLECEK”
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ilişkileri “karşılıklı saygı ve kurumsallık” temelinde ele alan bir anlayışla yürüteceklerini belirten İncirli, kurulacak ekonomik ve mali ilişkilerin ülkenin kendi kurumlarının kapasitesini güçlendiren, üretimi ve yatırımı destekleyen ve uzun vadeli kalkınmaya katkı sağlayan bir zeminde ilerlemesini esas alacaklarını söyledi.
Dış koşullardan kaynaklanan sınırlılıkları göz ardı etmeyeceklerini ifade eden İncirli, kendi sorumluluk alanlarında güçlü kurumlar oluşturacaklarını, kamu maliyesini disiplinli yöneteceklerini, üretim kapasitesini artıracaklarını ve ekonomik dayanıklılığı güçlendireceklerini belirtti.
İncirli, Kıbrıslı Türklerin kendi kurumlarını güvenle yönettiği, ekonomik ve toplumsal gücünü geliştirdiği ve dünyayla bütünleştiği bir yapının dış ilişkilerin de temelini oluşturacağını söyledi.
“6 ARALIK BÜYÜK BİR GÜN OLACAK”
Halkın arzu ettiği değişimi gerçekleştireceği seçimlere çok az zaman kaldığını belirten İncirli, ülkenin seçime gittiğini ve yerel ile genel seçimlerin 6 Aralık tarihinde birlikte yapılacak gibi göründüğünü söyledi.
İncirli, o gün halkın hem yerel hem genel seçimlerde tavrını iyi yönetimden yana kullanacağını savunarak, yıllarca geriye götürdüğünü söylediği kötü yönetimden kurtulacaklarını ve ileriye doğru yeni bir hamle yapacaklarını ifade etti.
Hangi kesimden veya görüşten olursa olsun, memleketini seven, memleketine, kimliğine ve kültürüne sahip çıkan her yurttaşla birlikte yürüyeceklerini belirtti.
“YERELDE BÜYÜK İŞLER BAŞARDIK”
Genel seçimlerle birlikte yerel seçimlere de hazırlandıklarını belirten İncirli, halkın CTP’nin yerel yönetimlerde yarattığını söylediği farkı yaşayarak gördüğünü ifade etti.
CTP’li belediyelerin mali disiplin, şeffaflık, sosyal belediyecilik, altyapı yatırımları, çevre politikaları ve hizmet kalitesi açısından güçlü bir yönetim ortaya koyduğunu savunan İncirli, zor koşullarda devralındığını belirttiği belediyelerde önce mali ve kurumsal yıkımın durdurulduğunu, ardından hizmet kapasitesinin güçlendirildiğini ve yeni yatırımların önünün açıldığını söyledi.
Yerel yönetimlerin doğru planlama, güçlü kadrolar, mali disiplin ve halkla birlikte yönetim anlayışıyla en zor koşullarda sonuç alınabileceğini gösterdiğini belirten İncirli, 5-6 Eylül tarihlerinde Yerel Yönetim Vizyon Çalıştayı’nı geniş katılımla tamamladıklarını açıkladı.
İncirli, Yeni Dönem Yerel Yönetim Vizyonu’nu önümüzdeki günlerde paylaşacaklarını belirterek, “Şimdi ise yerelde hayata geçirdiğimiz güçlü hizmet anlayışını tüm ülkenin yönetimine taşıyoruz” dedi.
“KİRLİ YÖNETİM GİDECEK”
İncirli, önümüzdeki değişimin yalnızca hükümet edecek siyasi partinin değişmesinden ibaret olmayacağını söyledi.
“Dar bir çıkar grubunun yönetimi sona erecek” diyen İncirli, ülkenin kurallı, liyakatli, planlı ve hesap veren bir yönetim anlayışıyla yönetileceğini ifade etti.
Mevcut yönetime yönelik eleştirilerini sürdüren İncirli, kamu gücü ve yetkisinin kişisel çıkarlar için kötüye kullanıldığını savundu. Rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler, kayırmacılık, partizanlık, ihalelere fesat karıştırma ve kamu kaynaklarının israfının “hat safhada” olduğunu ileri sürdü.
Şeffaflığın yerini “gizli saklı işler”, liyakatin yerini “iş bilmezlik”, kuralların yerini “keyfilik”, kurumsal ilişkilerin yerini ise kişisel menfaat ilişkilerinin aldığını savunan İncirli, yapılan hile ve sahtekârlıklarla siyasete ve kamu yönetimine duyulan güvenin ciddi biçimde aşındığını söyledi.
“Bu düzen değişecek” diyen İncirli, kendileri için esas olanın halkın yönetime yeniden güven duyması olduğunu ifade etti.
İncirli, devletin yeniden kurallarla yönetileceğini, kamu kaynaklarının toplum yararına kullanılacağını, karar alanların gerekçelerini açıklayacağını ve kamu kaynağını kullananların hesap vereceğini söyledi.
“CTP’NİN İKTİDARI KAPSAYICI VE BİRLEŞTİRİCİ OLACAK”
CTP’nin iktidarının yalnızca bir hükümet değişikliği olmayacağını belirten İncirli, toplumun farklı kesimlerinin ortak hedefler ve ortak bir gelecek etrafında birleştiği güçlü bir toplum iktidarı olacağını söyledi.
Halkın değişim isteğinin açık olduğunu belirten İncirli, bunu sahada ve kamuoyu araştırmalarında gördüklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri süresince düzenli olarak kamuoyu araştırmaları yaptırdıklarını ancak sonuçları kamuoyuyla paylaşmayı tercih etmediklerini belirten İncirli, bu araştırmaların kendileri açısından bir propaganda aracı değil, toplumsal eğilimleri, beklentileri ve duyarlılıkları doğru anlamayı sağlayan çalışma araçları olduğunu söyledi.
Son dönemde kaynağı, yöntemi ve örneklemi belirsiz bazı rakamların kamuoyuna servis edildiğini savunan İncirli, bu nedenle ellerindeki güncel tabloya ilişkin bazı bilgileri paylaşmayı gerekli gördüklerini ifade etti.
CTP’NİN AÇIKLADIĞI KAMUOYU ARAŞTIRMASI: MECLİS’TE ÇOĞUNLUĞU SAĞLAYACAK ŞEKİLDE “AÇIK ARA BİRİNCİ PARTİ”
İncirli, Metron Kamuoyu Araştırma Şirketi’nin CTP’nin talebiyle şubat, mayıs ve ağustos aylarında ülke genelinde üç araştırma gerçekleştirdiğini açıkladı.
Son araştırmanın 15-24 Ağustos tarihleri arasında, 1.000 kişilik örneklemle ülke genelinde gerçekleştirildiğini belirten İncirli, üç araştırmanın sonuçlarındaki temel tablonun değişmediğini söyledi.
İncirli, araştırmaların CTP’nin “açık ara birinci parti” olduğunu, Meclis’te çoğunluğu sağlayacak güçlü konumunu ve diğer bütün partilerle arasındaki oy farkını koruduğunu gösterdiğini savundu.
CTP’nin desteğinin belirli bir toplumsal kesimle sınırlı olmadığını da belirten İncirli, toplumun farklı kesimleri, yaş grupları ve farklı siyasi eğilimlerden yurttaşların CTP’de buluştuğunu ifade etti.
Hedeflerinin bir kesimin diğer kesime üstün geldiği bir iktidar kurmak olmadığını belirten İncirli, toplumun geniş kesimlerinin kendisini içinde gördüğü, güven duyduğu ve ortak geleceğine birlikte sahip çıktığı kapsayıcı bir yönetim anlayışı ortaya koyacaklarını söyledi. Kamuoyu yoklamalarının da toplumun buna hazır olduğunu gösterdiğini ileri sürdü.











