Girne açıklarında yaşanan FİLOJET faciasından üç çocuğu ve eşiyle birlikte sağ kurtulan bir annenin anlattıkları, kazanın ardından bu kez KKTC’deki sağlık hizmetlerini tartışmaya açtı.
Facia sırasında denize düşen kızının belini gemiye vurduğunu anlatan anne, çocuğun sudan çıkarıldıktan sonra sürekli “Belim kırıldı” dediğini belirtti.
Ailenin anlatımına göre durum sağlık ekiplerine açıkça bildirildi. Çocuk ambulansla hastaneye götürüldü, filmleri çekildi. Ancak aileye, “Çocuğun hiçbir şeyi yok” denildi.
Günler sonra ortaya çıkan tablo ise çok daha ağırdı.
Anne, kızının dört kaburgasının kırık olduğunu ve kırıkların parçalı halde bulunduğunu söyledi. Doktorların daha sonra, kırıkların akciğere batma riski taşıdığı gerekçesiyle çocuğun yürümesine dahi izin vermediğini aktardı.
“KIRIKLA BEŞ GÜN GEZDİ”
Faciadan kurtulan anne yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Filmler çekildi, ‘Hiçbir şeyi yok çocuğun’ dediler. Meğerse dört kaburga kemiği kırıkmış, parçalı kırık halinde. Akciğerlere batma riski çok yüksekmiş. Doktorlar şu anda yürümesine bile izin vermiyor. Normalde sevk yapılması gerekiyormuş ama onu da yapmadılar. Kırıkla beş gün gezdi çocuk.”
Bu iddialar, yalnızca ilk teşhisin nasıl konulduğunu değil, görüntülerin kim tarafından değerlendirildiğini, kırıkların neden tespit edilemediğini, çocuğun neden taburcu edildiğini ve sevk gerekliliğinin neden zamanında değerlendirilmediğini de gündeme getiriyor.










