Moto kuryeler artık hayatımızın bir parçası. Her gün trafikte yanımızdan geçiyor, kapımıza kadar sipariş getiriyorlar. Ama çoğumuz onların hangi şartlarda çalıştığını görmüyoruz.
KKTC’de 22/1992 İş Yasası, 35/2008 İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ve A.E. 337/2009 Kişisel Koruyucu Donanımın İşyerinde Kullanımı Tüzüğü, işverenlere çalışanların sağlık ve güvenliğini koruma yükümlülüğü getiriyor. Özellikle Kişisel Koruyucu Donanım Tüzüğü’nün 6. maddesi, işverenin çalışanına yaptığı işe ve çalışma koşullarına uygun koruyucu donanımı ücretsiz sağlamakla yükümlü olduğunu açıkça düzenliyor.
Peki biz ne görüyoruz?
40 dereceleri aşan sıcaklarda, ince polyester tişörtlerle çalışan moto kuryeler görüyoruz. Kolları güneşten su toplamış insanlar görüyoruz. Koruyucu motosiklet montu olmadan, saatlerce asfaltın üzerinde ekmek mücadelesi veren emekçiler görüyoruz.
Üstelik bunu gizli saklı da yapmıyorlar.
Motorların üzerinde firma logoları var. Sırtlarında firma logoları var. Bagaj çantalarında firma logoları var. Sömürü gözümüzün önünde, herkesin gözü önünde yaşanıyor.
O halde insan sormadan edemiyor:
Bunu ben görüyorsam, denetim yapmakla yükümlü kurumlar görmüyor mu? Çalışma Bakanlığı görmüyor mu? İş sağlığı ve güvenliği denetimleri bunun için değil mi? Bir ihlalin fark edilmesi için mutlaka çalışanların şikâyet etmesi mi gerekiyor? Kanunların uygulanması için herkesin susmasını beklemek doğru mu?
Bir başka acı gerçek daha var.
Moto kuryeler işini kaybetme korkusuyla sesini çıkaramıyor. Bu nedenle bu konuyu onların gündeme taşımasını beklemek haksızlık olur.
Tam da bu yüzden görev bize düşüyor.
Bu paylaşımı görüyorsanız lütfen sessiz kalmayın. Dilerseniz bu metni olduğu gibi kopyalayıp kendi hesabınızda paylaşın. Ne kadar çok kişi ses çıkarırsa, görmezden gelinmesi o kadar zor olacaktır.
Bugün kapımıza sipariş getiren insanların güvenli çalışma koşullarını savunmak, yarın hepimizin daha adil bir ülkede yaşamasına katkı sağlayacaktır. Çünkü emek sömürüsü, ona bakan herkes sustuğu sürece büyür










